Shajarian Konya’da
Iran geleneksel/klasik müziğinin gelmiş geçmiş en önemli ses sanatçılarından Mohammad Reza Shajarian, Şeb-i Arus için Aralık ayında Konya’da konser verecek. Tekniği, birikimi ve deneyimi ile, Fars musikisinin halen hayatta olan en önemli temsilcisi olan üstad, özellikle İran makam sisteni Dastgah konusundaki bilgisi ve bu müziğin ezgi haznesi Redif’e olan hakimiyeti ile dikkat çeker. Yaşayan bir efsane olmasının yanında, bahsi geçen müzik türünün evriminde de önemli rol oynamış, eski kuşakla yeniler arasında bir köprü olmuştur. 12-13-15-16 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 4 günlük konser programı, Meram Belediyesi Konevi Kültür Merkezinde yapılacak. Devamını oku
Tv Alırken Nelere Dikkat Edilmeli

Henüz çok görmüş geçirmişliğimiz olmasa da siyah-beyazdan, renkliye, ilk uzaktan kumandalı televizyonların doğuşuna tanık olduk. Bugün ise teknoloji oldukça ilerledi. Önceleri teknolojik gelişmeler daha az ve bugüne göre zaman açısından daha nadirken şimdi hem gelişme ve zaman açısından muazzam, ürün açısındansa inanılmaz yeniliklere tanık oluyoruz. Yaşım çok ileri, teknolojiye ilgimin fena olmamasına rağmen artık alandaki yeni gelişmeleri takip etmekte güçlük çekiyorum. ntvmsnbc.den aldığım bu yazıda yeni bir televizyon alırken nelere dikkat edilmesi gerektiği hususunda oldukça faydalı bilgiler bulunuyor. Televizyon almadan göz atmanızı öneriyoruz.
LCD mi plazma mı? Boyutlar önemli mi? İzleme mesafesi ne kadar olmalı? Nereye yerleştirmeli? Çözünürlük, yenilenme ve kontrast oranı nedir?
Panel televizyon almaya uzun süredir kararlısınız ama ekonomik durgunluktu, fiyatların yüksekliğiydi, LCD-plazma savaşıydı derken bugüne kadar ertelediniz; iyi de ettiniz. Ancak hala niyetiniz varsa, bu alışverişi yapmak için doğru zamandayız gibi görünüyor.
Şöyle ki henüz üç dört yıl öncesine kadar 3-4 bin TL fiyatla satılan 82 ekran Full HD bir televizyonun fiyatı bugün 1,500 TL’ye kadar geriledi. Ayrıca bayram ve yılbaşı kampanyaları sayesinde bu rakamı ‘artı şu kadar taksit’e bölmek de mümkün.
Asıl konumuza dönersek, yukarıdaki girizgahı anlamlı bulur da ertelediğiniz alışverişinizi izleyen haftalarda yapmaya karar verirseniz, size birkaç tavsiyemiz olacak. Bunlara dikkat ediniz, yeni televizyonunuzdan azami keyfi alınız.
BOYUT ÖNEMLİ Mİ?
Evet, hem de çok! Şöyle ki, televizyonu küçük bir oturma odasında kullanacaksanız, sakın ola gidip 132 ekran bir panel TV almayın. Bu hem televizyon izleme zevkinizi düşürür, hem de hanehalkı olarak birkaç ay sonra göz ve baş ağrılarından şikayet etmenize neden olabilir. Dolayısıyla televizyonun ekran boyutuna göre izleme mesafesini doğru ayarlamakta fayda var. (Bilmeyenler için ara not: Ekran ebatı, ekranın bir köşesinden çaprazdaki köşeye olan uzaklıktır).
İlk adım olarak televizyonu koyacağınız odaya gidip televizyonu asacağınız duvarı tespit edin. Sonra koltukların o duvardan ne kadar uzakta durduğunu ölçün ve aşağıdaki tabloda sıraladığımız asgari izleme mesafesi tavsiyelerimize göz atın:

İkinci olarak izleme açınıza dikkat edin. Modeller veya LCD ve plazma arasında görüş açısı biraz farketmekle beraber, bizim tavsiyemiz ekrana en fazla 30 derece açıyla bakmanız. Elbette en çok izleme zevkini tam karşıdan izleyerek alırsınız. Geniş bir koltuk takımına kurulan kalabalık bir heyet halinde televizyon izliyorsanız, aday modeller arasında yandan görüş açısı en fazla olanını tercih edin.
Üçüncü olarak odadaki ışık ve pencereleri dikkate alın. Bol pencereli ve aydınlık salon ve odalarda gündüz televizyon izlerken televizyonun parlaklığını arttırmanız gerekecektir. Bu da elbette parlaklığı ve kontrastı görece yüksek cihazları seçmenizi gerektirir.

Hiç bir zaman televizyonunuzu pencerenin veya abajur gibi bir ışık kaynağının hemen önüne koymayın. Tam karşısında olması da ekranda ışık kaynağını yansımasını gösterir ve hem gözü hem keyfi bozar. En doğrusu, tavan aydınlatması kullanmak veya, ayaklı ışık kaynağı kullanıyorsanız, televizyonu ışığın ekranda yansıma yapmadığı kör bir noktaya yerleştirmek. Kapkaranlık ışıksız veya parıl parıl aydınlatılmış bir salonda uzun süre televizyon izlemeyin.
LCD Mİ, PLAZMA MI?
Hangisini isterseniz… Aslında ebat ve model yelpazesi son derece geniş olan LCD’ler pazarın büyük bölümünü ele geçirmiş durumda. Eskiden plazmaya kıyaslanarak dile getirilen ‘siyahlar doygun değil” eleştirisi de büyük ölçüde ortadan kalkmış görünüyor.
LCD: Halen en popüler ve kalıcı panel TV teknolojisi. Birkaç yıl öncesine kadar sadece 10-15 modelin olduğu Türkiye pazarında şu anda 200’e yakın model var. Temel olarak daha az arka ışığıyla daha parlak görüntü üretebiliyor ve çok aydınlık ortamlar için daha uygun görünüyor. Son zamanlarda geri ışığı olarak LED kullanılan daha ince ve parlak modeller de piyasaya sürülmeye başlandı.
Eskiden LCD’lerin tepki oranı plazmalara göre düşüktü ve çok hareketli sahnelerde görüntüde flulaşma olurdu. Bugün bu sorun da büyük ve prestijli üreticilerin modellerinde çözülmüş görünüyor. Ama yine de içinizin tamamen rahat etmesini istiyorsanız, görüntü yenileme oranı 100 Hz ve üstündeki cihazları seçin. Bilmeyenlere, LCD TV’lerin bilgisayar monitörü olarak da kullanılabildiğini belirtelim.
Plazma: Dev bir salonunuz varsa veya müstakil evinizde bir ‘sinema odası’ oluşturacaksanız, plazma sizin doğru seçenek. Çünkü küçük ve orta ebat sınıfında LCD’lerle yarışamayan plazma üreticileri, fiyat avantajına sahip oldukları büyük ebatlara yöneldi. LCD’ye kıyasla daha fazla enerji tüketse de büyük ebatlarda siyah doygunlukları hala çok tatmin edici ve hareketli görüntü toleransı iyi.
Kocaman ekrana uygun salonunuz var ama aşırı aydınlıksa, plazmadan uzak durmayı isteyebilirsiniz. Zira plazmaların ön camları, ortamdaki ışığı fena halde yanısıtır.

LED: Hem LCD hem de plazmalara kıyasla daha ince, daha parlak, daha tasarruflu, hızlı görüntülerde daha keskin ve kasası inanılmaz ince. Henüz ergenlik dönemindeki LED teknolojisi bugün el yakıyor olabilir ama birkaç yıla kalmaz ucuzlama trendini elbette göreceğiz. Bütçeniz müsaitse ve yenilikleri en önce takip edenlerdenseniz, gönül rahatlığıyla LED alabilirsiniz. Yukarıda sıraladığımız optimum izleme ve konumlandırma tavsiyeleri elbette LED’ler için de geçerli.
TEMEL TEKNİK ÖZELLİKLER NELER?
Çözünürlük: Ekrandaki piksel sayısını gösterir. Bunlar bir el halısındaki ilmek sayısı gibidir ve sabit bir alanda ne kadar çok olursa o kadar iyidir. Full HD standardında ekranda enine 1920, boyuna 1080 pikselden oluşan satırlar bulunur. Bu da 1366×768 pikselli standart HD Ready televizyonlara göre daha ayrıntılı ve keskin görüntü demektir. HD yayınları alabiliyor, BluRay film izliyor veya PlayStation’da oyun oynuyorsanız Full HD ile HD Ready arasındaki farka hayran kalabilirsiniz.
Öte yandan bir Full HD televizyonu alıp kurduktan sonra ulusal kanallarımızdan birini açtığınızda, eskisiyle arasında pek bir fark göremeyeceksiniz. Çünkü yayının çözünürlük kalitesi neyse, televizyon da onu gösterir. Ancak gerek ulusal kanallar gerekse şifreli yayın yapan dijital yayın aktarıcılar hızla HD yayına adapte olmakta.
Son nokta, izleme mesafesi. Yukarıda bahsettiğimiz üzere televizyonu belirli bir mesafeden izlemek gerekir. Elbette bunun asgarisi olduğu gibi azamisi de var. Ortalama ebatta bir Full HD televizyonu 3.5 metreden fazla mesafeden izlerseniz, HD Ready olan bir TV’den farkı kalmaz. Çünkü gözünüz o mesafeden, ikisinin arasındaki detay farkını seçemez.
Görüntü yenilenme oranı: Ekrandaki görüntünün saniyede kaç kere yenilendiğini gösterir. Endüstri standardı 50-60 Hz olarak tespit edilse de bol aksiyonlu görüntülerde ekrandaki objelerin sınırlarının bulanıklaşması ve hareketi kolay takip edememek, firmaları 100 Hz ve üstüne çıkmaya yöneltti. Fiyatları diğerlerine göre biraz daha yüksek ama hareketlerdeki keskinlik bunun karşılığını veriyor.
Tepki oranı: Ekrandaki bir pikselin siyahtan (veya koyu griden) beyaza, sonra yeniden siyaha dönme hızını gösterir ve milisaniyeyle ölçülür. Bu süre ne kadar az olursa piksellerin ve dolayısıyla ekrandaki görüntünün renk değiştirmedeki hızı da iyileşir. Bu da renklerin daha canlı ve net olmasını sağlar. Mümkünse en az 8 ms, tercihen 4 ms, paranız varsa 2 ms televizyonları seçin.
Kontrast oranı: En parlak beyazla en koyu siyah arasındaki farktır, ne kadar yüksek olursa o kadar iyidir, daha doygun siyahlar, daha parlak beyazlar üretir. Ancak dikkat edilmesi nokta, ürünlerin bilgi formlarında verilen kontrast oranının ‘statik’ mi yoksa ‘dinamik’ mi olduğudur.
Statik kontrast oranı en parlakla en koyu arasında ‘tek bir andaki’ farkı gösterir. Dinamik kontrast oranıysa bu ölçümü belirli bir zaman dilimi içinde yapar. Dinamik kontrast rakamı genellikle statik kontrast rakamının 4 katıdır. Örneğin, dinamik kontrastı 10,000 olan bir TV’nin verdiği görüntüdeki gerçek kontrast, statik kontrastı 4,000 olan bi TV’den daha iyi değildir.
Mağazaya gittiğinizde müşteri temsilcisinin övünerek “bu televizyonun 20,000 kontrast oranı var” demesine kanmayıp rakamın statik mi dinamik mi olduğunu sorun ve diğerleriyle bu şekilde kıyaslama yapın. (Noyan Ayan)
Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com
August Rush – Kalbini Dinle (2007)
19 Kasım 2009 Yazan AghaRTA
Kategori Dizi-Sinema, GENEL
Yapım: 2007 – ABD
Tür: Dram, Müzikal, Romantik
Yönetmen: Kirsten Sheridan
İrlandalı genç yakışıklı ve karizmatik gitarist Louis Connely (Jonathan Rhys Meyers) ve güzel çellist Lyla Novacek(Keri Russell) New York’ta tesadüf eseri tanışırlar ve ikisinin de hayatını değiştirecek bir gece yaşarlar. Fakat bu sıradan bir gece değildir. Bir daha birbirlerini görmezler taki o geceki aşkın meyvesi olan August Rush (Freddie Highmore) onları bir araya getirene kadar.
August Rush masalımsı bir dünyada ailesini hiç tanımamışlığın vermiş olduğu üzüntü ile yaşamaktadır. Etrafında duymuş olduğu doğa sesleri ise ona sürekli birşeyler fısıldamaktadır. Müziğin gücü…
Baştan sona soluksuz izlediğim, müzikal bir film olmasına rağmen herkesin izleyebileceği ve etkileneceğini umduğum bir film. Fakat final sahnesini pek beğenmedim. Bu film için basit ve sıradan bir final sahnesi olmuş. Buna rağmen şiddetle tavsiye edilir.
Herşeye rağmen Merhaba – Rağmen Tiyatro
Yaklaşık 2 hafta önce Şırnak öğretmenevinin girişinde bir afiş gözüme çarptı. Afiş Rağmen Tiyatrosunun “Her şeye rağmen merhaba” adlı tiyatro oyununun afişiydi. Sanıyorum Şırnakta kaldığım bu 2 aylık süre zarfında gördüğüm en güzel manzaraydı bu
Bir tiyatrosever olarak hemen harekete geçtim ve 16 Kasım 2009 Pazartesi günü oynanacak oyun için biletimi aldım. Oyun hakkında bir bilgim olmamasına rağmen Şırnakta kendimi mutlu edebilmem için bu tiyatroya ihtiyacım vardı
“Her şeye rağmen merhaba” oyunu 25 yıl önce Zeki ALASYA ve Metin AKPINAR’ın “Yasaklar ve Deliler” adlı oyununun günümüze uyarlanmış haliydi. Adından da anlaşılacağı gibi “Yasaklar” üzerine kurulmuş bir oyun…25 yıl önce dile getirilmesine rağmen delileri bile çileden çıkarabilecek günümüz yasakları ele alındığında oyunun geçerliliği ve gerekliliği gün gibi ortaya çıkıyor. Oyuncuların kaliteleri ve tecrübeleri de sahne performanslarına yansıyınca ortaya bir şaheser çıkıyor.
Yaklaşık 2 aydır vatani görevimi icraa etmek için bulunduğum Şırnakta geçirdiğim en güzel gündü. Sinema salonunun bile bulunmadığı bir ilde tiyatro oyununu kaçırmak benim için büyük bir kayıp olurdu. Rağmen Tiyatrosu bildiğim kadarıyla Türkiye turnesinde. Eğer bulunduğunuz yere uğrarlarsa gitmenizi ve izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
Giga Format Ölmedi! Hard disklerimiz de Yaşıyor!
Giga Format Ölmedi ! Hard disklerimiz de Yaşıyor!
Geride bıraktığımız 10 Kasım 2009 günü Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 71. yılında törenler ve konser zincirleriyle kutladık. Seçtiğim konu başlığından da anlayacağınız gibi bu sayı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü yâd ederek konumuza başlamak istiyorum. Her sayı özellikle midi orkestrasyonla uğraşan kişinin senfoni orkestraları bol bol dinleyip, senfonik tının ne olduğu ve iyice özümsemesi gerekliliğini vurguluyorum. İşte bu bağlamda bende 10 Kasım günü verilecek konserlerden birine gitme kararı aldım. Önümde bana yakınlığı nedeniyle iki seçenek vardı biri İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Sanayici ve İşadamları Derneği ve İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Müdürlüğü iş birliğinde hazırlanan 10 Kasım Atatürk’ü Anma Konseri, İzmir Halkapınar Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek. Konserin şefliğini İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Müzik Direktörü İbrahim Yazıcı yapacaktı. Diğer seçenek ise sevgili dostum Hüsnü ŞENLENDİRİCİ ile ortak birçok projeye imza atan Orhan ŞALLIEL’in, şefliğini yapacağı Antalya Devlet Senfoni Orkestrasının Uşak’a gideceğini öğrenmiştim. Daha önceden Orhan ŞALLIEL ile tanışmamızdan dolayı Uşak konserini izleme kararı verdim. Konserden yaklaşık 15 gün önce sevgili Orhan Hocamı aramış ve konserin olacağı teyidini almıştım. Aslında Orhan ŞALLIEL ile Midi Orkestrasyon konularında konuşmayı umuyordum. Beklediğim oldu, Orhan Bey Uşağa gelir gelmez beni aradı ve konser öncesinde yaklaşık 2 saat kadar beraber olduk. Bu iki saatlik zaman dilimi içerisinde Orhan beyinde Midi orkestrasyonla uğraştığını öğrenmek beni sevindirdi doğrusu. Yaptığımız sohbetlerde orkestra için yazdığı düzenlemeleri bazen East West Symphonic Gold Edition ile düzenlediği bilgisine ulaştım. Geçmişte yaptığı birçok düzenlemede bu sanal enstrümanı kullandığı bilgisine ulaştım. Kendisi ile Platinium ve VSL kütüphanelerinden, yenilerde bir film müziği yapacağını ve bu film müziği projesinde bu kütüphaneleri kullanabileceği üzerine sohbetler yaptık. Akşamki konser ise tek kelimeyle harikaydı. Klasik müziği sevdirmek amaçlı konser programı içerisinde Türk müziğinden seçme eserler Orhan ŞALLIEL düzenlemeleriyle Antalya Devlet Senfoni Orkestrası tarafından iyi yorumlandı. Gerçek orkestral soundu insanın içinde hissetmesi müthiş bir duyguydu. Gerçek Senfonik Orkestral düzenlemeler yapan şefinde sanal orkestralara ilgi duyması beni sevindirmişti.
Konserin ertesi günü maillerime bakarken bir mail gözüme çarptı. Mailde yazan şu soru cümlesi dikkatimi çekti. Ve bu sayı bu konu üzerine yoğunlaşmam gerekliliğini hissediyorum.

“Sevgili Seyhan Bey. Yazılarınızı her ay takip ediyorum. Bende Midi Orkestrasyonla uğraşıyorum. Elimde geçmişte satın aldığım giga formatlı ses dosyaları mevcut fakat bu teknolojinin biraz geri kalabileceği korkusu, bu formatları çalıştıracak bir Vsti’nin bulunmaması beni üzüyor. Sizce giga formatlı teknolojiye para harcayıp edinmek doğru mu? Gelecekte bu formatlı ses dosyalarının akıbeti ne olacak?”
Gelen bu maille hareketle hem bu ay maili yazan okuyucumuza hem de giga formatın akıbetini bilmeyenlere birkaç bilgi vermek istiyorum. Bende yaklaşık 14 senedir midi yazılımlarıyla uğraşıyorum. Stüdyodaki arşivime baktığımda ses bankalarımın % 40ını giga formatlı bankalar oluşturuyor. Giga formatı kullanabileceğimiz samplerlar az sayıda yinede senfonik orkestra düzenlemeleri yapanlar için büyük avantaj giga format. Neden mi? Eğer Giga Sampler 3 ya da 4 kullanıyorsanız. Sayısız enstrümanı bu format sayesinde aynı anda açabileceğinizi ve pc’nizin wave ya da başka formatlı dosyalarda yaşadığı sıkıntıları, kasmaları hatta kilitlenmeleri görmeyeceğinizi söylemeliyim. Giga formatlı dosyaları günümüzde Kon takt 4, Halion Sampler 3.5 gibi sampler programlarında açabilirsiniz fakat bu format o durumda convert (dönüştürme) işlemleri gerekmektedir. Ayrıca samplera yüklenme süreleri artmakta ve giga formatı diğer formata çevirdiğinizde hard diskinizde kapladığı yerin yaklaşık 2 kat daha arttığı görülmektedir. Yeterince büyük bir hdd’ye sahipseniz, bu formatlı dosyalarınızı Extreme Sample Converter 3.5.9 (http://www.extranslator.com), Translator Pro (http://www.chickensys.com), CDXtract 4 ya da Awave studio gibi programları kullanarak istediğiniz formata çevirebilirsiniz. Mac OS X kullanıcıları ise Soundlib’s G-Player (www.soundlib.com/gplayer) kullanabilirler.

Fakat yinede söylemeliyim çevirme işlemi sırasında ses kalitesindeki bozulmalar sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Özellikle layer halindeki seslerde layerlar arasında düzensizlikler ortaya çıkmaktadır. Peki, ne yapacağız? Tabiki Giga formattan vaz geçmeyeceğiz. Bilmeyenler için hatırlatalım. Giga Stüdyo 4 den sonra bir Giga Stüdyo 5 çıkacak mı? Bilen yok fakat Giga Stüdyonun yaratıcısı Tascam’ı Gary Garritan Nisan 2009 da satın aldı, Tascam’ın elindeki teknoloji Gary Garittanın eline geçti. Kişisel görüşüm Gary Garritan bu formatın devamlılığını sağlayacak. Ama onun öncesinde hep kullanıcılar tarafından sorulan soruydu: Giga formatlı dosyaları çalıştırmak için bir vsti var mı? Yok derdik 2007’nin ikinci yarısına kadar. Halen teknik desteği ve satışı sunulan Tascam Gvi derdimize çare bir Vsti işte bu dönemde ortaya çıktı ve Windows 7 ile birlikte bile çalışabiliyor. Ben Daw’ımda Cubase 5 ve Tascam Gvi yi kullanıyorum şu aralar. Henüz bir problemde yaşamadım. Tascam Gvi Giga Studyonun Vsti Plugin versiyonu. Kullanımı daha çok Giga Stüdyoyu andırıyor. O nedenle giga stüdyo kullanan biri zorluk çekmeyecektir. Aynı zamanda Stand Alone Mod da kullanılabiliyor. Giga Formatlı dosyalarınızı kolaylıkla kısa sürede açabiliyor. Bir eksisi ise yüklediğiniz enstrümanları Loaded İnstrument’i aktif hale getirmeden göremiyorsunuz. Load deyip herhangi bir giga formatlı dosyayı yüklediğinizde Loaded instrument menüsünde sesler aktif oluyor ve sesleri mousenızla tutup kanalların üzerine sürüklemek zorunda kalıyorsunuz. Yinede iyi iş çıkarıyor. Vsti ile ilgili geniş bilgiyi http://www.tascam.com adresinden öğrenebilirsiniz. İşte bu nedenle ben hala giga formatlı dosyalarımdan vazgeçemiyorum. Giga format kullanmak isteyenlere de ya convert edin yada Tascam Gvi edinin tavsiyesini veriyorum. Giga formattan vazgeçmemek için en önemli etkenlerden bazıları da Trevor Rabin, Hans Zimmer, Christopher Young, Jeff Rona gibi film müziği ve soundtrack bestecilerinin geçmişte ve günümüzde bu yazılımları kullanması. Bu isimlerin içinde Hanz Zimmer stüdyosunda halen bu yazılımları kullanmakta ve dinlediğiniz bir çok film soundtrack’ini yaparken bunlardan yararlanmakta. Şüphesiz ki o kullanıyor diye bizim de kullanmamız şart mı? Belki de hayır ama film müziği besteleme alanında milyonarca müzisyenin yerinde olmayı dilediği bir şahsiyetin kullandığı yöntem ve yazılımlardan fevz almak gerekir.

Giga formatlı dosyalarımızı convert edebileceğimiz için, yada halen Giga Stüdyo kullanabileceğimiz için ve son olarak Tascam GVİ sanal enstrümanı seçenekleri nedeniyle başlığımdaki sözü tekrar etmek isterim Giga Format Ölmedi ! Harddisklerimiz de Yaşıyor! Ve Yaşamaya devam edecek.
Seyhan CANYAKAN
bobiler.örg
14 Kasım 2009 Yazan nothing
Kategori GENEL, Haber, Pc/İnternet

21. yüzyıl ince taşlama sanatı ustaları bence onlar. Yaptıkları iş serbest ya da çok belirlenmiş konularda fotoğraf üzerine monte yapmak. Fakat öyle ruhsuz adamlar değiller. Dünü, bugünü, yarını takip ederek kafa yoran adamlar. O kadar orjinal işlere imza atmışlar ki saatlerce başında kalıp gülmekten yere yatmamak elde değil. Ayrıca stop motion denemelerde de oldukça başarılılar. mscank’ a buradan selam olsun. Kendisini ilgiyle takip ediyorum. Sitenin bir de kendine özgü dili var. yani ekle yerine monte carlo, siteye katıl-sen de katıl yerine katılbery gibi. Göz alıcı bir tasarımdan söz etmek mümkün değil, zaten amaçları da bu değil. Daha çok yapılan işin ön planda olması istenmiş. Ama sade, amaca uygun. Benim beğendiğim bir iki monteyi ve mscank’ ın stop motion denemesini aşağıda bulabilirsiniz. Eğer böyle bir beceriniz ve niyetiniz varsa siz de katılabilirsiniz. Bir göz atmanızı şiddetle öneriyoruz.
Kendi dillerinden:
“bi konu açıyorsun, bobiler o konuda bişiler üretiyor” pavlov
nedir?
bobiler.örg konular açıp, konular hakkında bişiler üretmece sitesi. beyin fırtınası gibi, ama beyin olmasa da olur.
sadece üyelerin yaptığı işler yayımlanıyor. sağdan soldan bişiler bulup copy paste yapmak yok.
hangi emellere hizmet ediyorsunuz?
yaptığın yaratıcı işleri, ya da aklına gelen güzide fikirleri yayımlamana yarıyor aslen.
yannız yayınlayacağın şey, konu başlığıyla alakalı olmalı.
bobiler.örg ile sektor.bobiler.org arasındaki fark. hı?
bobiler.org’a yaptığın fotoşop, çizim vs işleri gönderiyorsun.
sektor.bobiler.org ise forum tadında. oraya istediğini yazabilirsin.
eklemek istediğiniz başka bişey var mı?
çok kötü soru soruyorsun yalnız. konuya eklenen yazılar, resimler vs oylanıyor. güzel oy alırsa anasayfada yayımlanıyor. hallice kötü oy alırsa saklanıyor.
monte / k / s / orci / açkapa nedir?
monte: konuya eklenen şeylere (yazılara, resimlere vs) monte denmektedir.
k: monte güzel olmuş demek
s: sokadens. monte bok gibi olmuş demek
açkapa: monte hallice kötü oy alınca gizleniyor. bu da böyle birşey.
orci: makina’nın üyelere uygun gördüğü değer. güzel monte yapınca yükseliyor olsa gerek.
monte neye göre anasayfaya gidiyor?
aldığı k / sokadens oranına göre. büsürü k alınca anasayfaya gidiyor, çok sokadens alınca gizleniyor.
nerden çaldınız bu fikri?
heryerden.
| sektöre giriş: |
sevgili sen,aşağıda yazanları bilmeyenler üzerinde yaptığımız bi ankette çoğunun bunları bilmediğini gördük. bu bizi üzdü.şimdi şöle:
ben zaten sanatımla ön planda olmak istiyorum
|






AlkışlarlaYaşıyorum.com
14 Kasım 2009 Yazan nothing
Kategori GENEL, Haber, Pc/İnternet

Alkışlarla yaşıyorum.com hayat içinde yaşadığımız abzürtlükleri, insanların tuhaf hallerini, popüler kültürün saçmalıklarını esprili bir dille tam da ismi gibi alkışlarla yaşayanları sitelerinde teşhir eden bir oluşum. Gündelik dilin uzağında, keyifle takip edilen sitede video, ses, şipşak, atari, yazıyorum ve bağlantı başlıkları altında saatlerce sıkılmadan gezinebilirsiniz. Ayrıca görsel tasarım açısından da başarılılar. Kısaca öneriyoruz.
http://www.alkislarlayasiyorum.com
Manga’nın MTV ema 2009 Avrupa Müzikleri Ödülleri Zaferi
maNga, 20 ülkeden adayın katıldığı 2009 MTV Avrupa Müzik Ödülleri Yarışmasında bütün ülke yarışmacılarını geride bırakarak zafere ulaştı ve Avrupa’nın En İyi Sanatçısı ödülünü aldı.
Türkiye’de “En İyi Türk Sanatçı” ödülünü kazanarak yola çıkan maNga’nın, Berlin’e gitmesi için tüm ülke adayları arasından ilk beşe kalması gerekiyordu. maNga’yı Türkiye’de oylarıyla birinciliğe ulaştıran müzikseverlerin yanı sıra, dünyanın tüm ülkelerinden oylamaya katılan Türklerin de desteğiyle, Avrupa elemesinde ilk beşe kalan maNga, yarıştığı rakiplerini eleyerek MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde birinci olmayı başardı ve “Avrupa’nın En İyi Sanatçısı” ödülünü kazandı.
Geçen sene Emre Aydın’ın bu sene de maNga’nın almış olduğu başarıların tesadüf olmadığı aşikar. İki sene üst üste bu görkemli yarışmadan Türk sanatçılarının başarıyla ayrılması Türk müziğinin kalitesini ortaya koyuyor bence. Tebrikler maNga.
MTV Avrupa Müzik Ödülleri Kazananlar Listesi
Mtv ema 2009 maNga ödül töreni izle

















