Muhalif Taraftar Grupları

25 Şubat 2010 Yazan nothing  
Kategori GENEL, Haber

vb3 Muhalif Taraftar Grupları

Artık eskisi gibi tek bir taraftar, tek bir zihniyet yok tribünlerde. Büyük takılmlar başta olmak üzere tribünde dünya görüşlerine, yaşlarına göre oluşan farklı tribün grupları mevcut. Bunlardan en bilinenleri Beşiktaş Çarşı, Fenerbahçe Vamosbien, Galatasaray UltraAslan Tek Yumruk, Adanademirspor, şimşekler. Hepsini saygıyla anıyoruz. Özellikle muhalif duruşlarından ötürü. Endüstüriyel futbol zihniyetine karşı her alanda mücadele veriyorlar. Tribünlerde ırkçılık karşıtı slogan ve pankartlardan tutun, çevreci söylemlere tüm ahlak dışı işlere karşı tavırlarını dillendiriyorlar. Bence çok kıymetliler. Sayılarının ne kadar olduğu çok önemli değil, önemli olan duruşları, spora karşı bakış açıları. Bu konuda birkaç yazı ve bilgisi paylaşacağım. İlgilenmekte yarar var. Öneriyoruz.

carsi Muhalif Taraftar Grupları

30 Temmuz 2009′da Birgün gazetesinde yayımlanan röportajdır:

Mondiali Antirazzisti, İtalya’da 1997 yılından bu yanan düzenlenen sol duyulu bir futbol organizasyonunun adı. Bu yıl turnuvaya ilk defa Türkiye’den bir taraftar grubu katıldı: Locomotive Anatolia. Adana Demirspor taraftarı olan grup, bunun yanı sıra tüm dünyadaki demiryolu takımlarına hatta Djurgarden gibi lacivert-mavi renkli takımlara da sempati besliyor. Daha önce de BirGün’e konuk olan grupla bu kez “Irkçılığa Karşı Dünya kupası” isimli turnuvayı konuştuk.

» Öncelikle organizasyonla ilgili izlenimlerinizi öğrenebilir miyim? Mekân, içerik, ilginç olaylar gibi konularda da biraz aydınlatabilirsiniz.

Organizasyonun politik boyutu, beklediğimizden düşüktü; daha doğrusu organizasyon ekibi bu konuda hassas davransa da katılımcı kitle buna çok eklemlenmedi gibi geldi bana. Mekân, Casalecchio Belediyesi’nin spor merkeziydi; geniş bir alana yayılmış ve kamp alanı ile iyice genişlemiş ormanlık bir araziydi. Kamp alanında çadırlarda kaldık, festival alanında da etkinliklerin yapıldığı büyük çadırlar vardı. Burada çeşitli konularda sunumlar yapıldı. Bunlar, göç ve göçmenlik, futbolda homofobi ve ayrımcılık meselelerine odaklanmıştı.

»Turnuvada çıkan sloganlar nelerdi? En çok hangi takımın taraftar grupları vardı?

Turnuvanın bu yılki temel sloganı Kick Sexism’di. Ayrıca alanın her yanında ve etkinlik afişlerinde “Respect-Equality-Solidarity-Fairplay” (Saygı-Eşitlik-Dayanışma-Adiloyun) kelimeleri vardı. Güvenliklerin üzerinde dahi “respect” yazıyordu. Taraftar grubu olarak, organizasyonun işleyişinde de görev alan, Sampdorialılar ile Genovalılar öne çıkıyordu. Onun dışında Marsilyalılar oldukça kalabalıktı, sanırım onlar da etkinliğin gediklilerinden. Bunun dışında, Almanlar çok kalabalıktı ama onlar daha çok “antifa” (anti-fasism’e bir atıf sanırım) ön adlı karma takımlar kurmuşlardı. Antifa Berlin gibi; bunlar farklı takım taraftarlarının biraraya geldikleri ekiplerdi.

»“Kick Sexism” sloganı aslında Türkiye’de yaygınlaştırılmalı diye düşünüyorum. Orhan Pamuk EURO 2008 sonrası “Futbol milliyetçilik üreten bir makine” demişti, Bağış Erten ise yanı sıra “cinsiyetçilik üreten bir makine” diye eklemişti. “Respect” o turnuvanın da sloganıydı. Siz ne düşünüyorsunuz?

Cinsiyet ayrımcılığı, etkinlikte geçen yıl yaşanan bazı “istenmeyen” olaylar, sanırım bir taciz vakası, sonrasında yoğun bir şekilde gündeme gelmiş. Kadın erkek karışık takımların yer aldığı böylesi bir festival ortamının, bu yönde bir sloganı öne çıkarması bence daha mantıklı. Bizim ekip olarak görüşümüz, futbol ve genel anlamda sporun günlük hayatın dışında tutulamayacağı, dolayısıyla sokakta şiddet ve tacizler azalmadıkça futbol ortamında da azalamayacağı yönünde. Ama biz futbolseverler olarak, kendi tribün ve arkadaş ortamımızı bu tip sorunlardan ayıkladıkça, bunun sokağa ve günlük hayata da etkisi olacaktır. Evet, halihazırda bir sektör olarak futbol, hiç de iç açıcı bir görünümde değil; ama şu andaki hayatımızın neresi öyle değil ki? Biz içerisinde bulunduğumuz tribün ortamını ve futbolu, adım adım değiştirerek, en azından bu yönde çaba sarf ederek bir gündem yaratmaya çalışıyoruz. Antirazzisti’ye gidişimiz de tamamen bununla ilgili.

tekyumruk Muhalif Taraftar Grupları

»Türkiye’de bilinirliği oldukça yüksek olan Livorno ve St. Pauli takımları var mesela. Bunların herhangi bir taraftar grubu niye yoktu organizasyonda?

St.Pauli’yi konuşmadık ama Livornoluların, etkinliğin politik düzeyini beğenmedikleri için gelmediğini söyleyenler vardı. Bir de anladığım kadarıyla, Livorno orada, Türkiye’de olduğu kadar popüler değil. En az onlar kadar muhalif ve politik başka tribünler de var İtalya’da. Türkiye’de Livorno’nun çok bilinen bir takım olduğunu, onlara dair web siteleri olduğunu söylediğimde şaşırdılar.

Belki Antirazzisti’nin siyasi çizgisi, Livornolulara göre sağda kalıyor olabilir; organizasyonun, insan hakları, cinsiyet ayrımcılığı ve farklılıkların birlikteliği gibi, görece liberal (en azından klasik sosyalist literatürde olmayan) argümanlara vurgu yapmasının etkisi olabilir diye düşünüyorum.

»Sizce Türkiye’deki taraftar grupları ne derece politik peki? “Çarşı” da cisimleşmiş bir politize olmuş taraftar prototipi vardır. “Demir Gibiyiz” grubu da farklı bir örnek. Okumuş-yazmışlığı olan, meslek sahibi, dil bilen ve hayata soldan bakan insanlardan oluşuyor. Ne düşünüyorsunuz? Tribünlerde solcu futbolseverlerin sayısında bir artış var demek mümkün sanırım. Üstelik örgütlü insanlar da var içinde…

Türkiye’deki tribünlerin politik düzeyi, Avrupa’nın gerisinde. Orada sadece Anti-faşist eğilimlerin bir araya getirdiği insanlar var ya da bir takımın tribününde bu sloganı öne çıkaran taraftar grupları var. Bizde solcu futbolseverler bile, ortak bir gündemde bir araya gelemezken, genel olarak tribünlerin bu yönde bir etkinliği organize etmeleri oldukça güç. Çarşı da artık bir “marka” olarak, futbol “sektör”ünün bir parçası; başlangıtaki ruhundan oldukça uzak. Evet, hala içinde o damarı güçlendirmek isteyenler var ve tribün kültürüne çok büyük katkıları oldu ama Çarşı’nın politik tribün prototipi olduğunu düşünmüyorum. Tribünde solcu taraftarların sayısı artıyor, bu iyi bir gelişme. Bence bu durum, yukarıda söylediğim gibi, değişimin topyekün değil parçaparça olacağına dair bir algıyla ilgili. Solcular tribünleri de sokağı da terk ettikçe, bu alanlar başkaları tarafından dolduruluyor. O yüzden oralarda var olmalı ve sesimizi yükseltmeliyiz. Ankara Tayfası, tümüyle sol görüşlü kişilerden oluşmuyor; farklı politik çizgilerden arkadaşlar var. Ama birlikte bir şeyleri değiştirmek isteğimiz, ortak. Bu durum, takımın yönetiminden, tribündeki ortama kadar geniş bir içeriğe sahip. Birlikte tartışıp, bugüne kadar yapılmamış, düşünülüp de hayata geçmemiş şeyleri yapmaya çalışıyoruz. Camianın, parasal güç kadar, bizim gibi düşünsel güce dayalı emekçilere de ihtiyacı var.

simsekler Muhalif Taraftar Grupları

Forzalivorno Manifestosu

1. Forzalivorno, endüstriyel futbola karşı gelişen bir taraftar hareketidir. Paranın egemenliğinin, sporun ruhunu zedelemesine karşı çıkar. Taraftarları müşteri olarak gören yaklaşımların karşısındadır. Her alanda sporun endüstirileşmesine karşı muhalefet ederek amatör ruhu ve yerelliği savunur!

2. Forzalivorno sporda ve yaşamın her alanında ırkçılığa ve her türlü din, dil, ırk, cinsiyet ayrımına karşıdır. Toplumdaki yaygın milliyetçi reflekse karşı ödünsüz bir kardeşlik çizgisini savunur. “Öteki”leştirilerek dışlanan gruplara yönelik, mikro düzeyde de olsa her türlü ayrımcılığa karşı durmayı, yaşamsal bir önemde görür.

3. Forzalivorno, dili söylemi ve duruşuyla sporda şiddeti körükleyen egemen anlayışı reddeder. Taraftarın her şeyden önce “güzel futbola” taraftar olduğunu bilerek, futbol endüstrisinin suni bir şekilde körüklemeye çalıştığı gerilimlere karşı, renklerin kardeşliğini savunur. Futbolu çirkinleştirmeyen rakibini alkışlama erdemi gösterenlerin forumu olma iddiasındadır.

4. Forzalivorno, takım tutmayı mutluluk sayar; fakat tutulan takımın kutsanmasını reddeder! Taraftarizmin körleştirdiği mevcut taraftar profiline karşıdır. Taraftar gruplarının kendi forumlarına, kendi çevrelerine hapsolmuş tek yanlı bakış açısına karşın, farklı takım taraftarlarının birbirlerini anlayıp ortak hareket edebilecekleri zeminleri yaratma misyonunu üstlenmiştir. Tüm üyelerinden de bu çabayı destekleyecek bir performans beklemektedir.

5. Forzalivorno, savunduğu amatör ruhla değer üretimini esas sayar. Bir arada olmanın getirdiği güçle üretkenliği çoğaltmayı ve adilce paylaşmayı savunur!

6. Forzalivorno, futbolda ve sporun tüm alanlarında bahis ve şikenin karşısındadır.

7. Forzalivorno spor yapma hakkını savunur. Bu amaçla spor salonlarının, pistlerin ve sahaların halkın kullanımına açılmasını talep eder.

8. Forzalivorno, sporcuların haklarını bilmek ve savunabilmek için sporcu sendikalarının kurulması düşüncesine destek verir.

vb1 Muhalif Taraftar Grupları

Neden VamosBien’liyiz?

Bütün Fenerbahçe’lilerin ortak noktası bir oyun olarak futbolu ve diğer spor dallarını sevmeleri ile sarı-lacivert renklere duydukları aşktır.

Peki ama neden Vamos Bien’liyiz ? Neden ayrı bir platform içindeyiz?

Çünkü:

Vamos Bien’li eşitlikten yanadır, hayatın her alanında olduğu gibi tribünlerde de hiyerarşiye karşıdır. Vamos Bien’li sarı-lacivert renk aşkıyla örgütlenmiş bütün taraftar gruplarını kardeş olarak görür.

Vamos Bien’li adaletten yanadır, haksızlığa boyun eğmeyendir. İsyancıdır… Haram zaferler yerine helal üzüntüleri tercih edendir.

Vamos Bien’li paraya değil emeğe ve yeteneğe itibar eder. Bu nedenle en pahalı olanı değil en iyi performans sergileyeni sahada terini son damlasına kadar akıtanı tercih eder.

Vamos Bien’li yalan haberle, yaygarayla, kavga, gürültüyle prim yapmaya çalışan, çıkar odaklarıyla işbirliği halinde kulüplerin içini karıştıran ya da onları yönetmeye çalışan medyaya ve medya mensuplarına karşıdır.

Vamos Bien’li tribünde şiddete karşıdır. Futbolun dostça rekabet olduğunu bilen Vamos Bien’li, toplumun liselerden başlayıp her alanına yayılan şiddetin gerçek nedenlerine eğilmeyip her konuda “bir terör” başlığı yaratma meraklılarına karşı olduğu gibi gündelik hayatın şiddetini tribünlere taşımak isteyenlere de karşıdır.

Vamos Bien’li cinsiyetçiliğe karşıdır. Kadınların da en az erkekler kadar takımını destekleme hakkını kabul eder. Kadınları tribünden uzaklaştıran her tür eylemin ve söylemin karşısındadır. Bu nedenle kadınları ve eşcinselleri aşağılayan her tür küfürün edilmesine karşıdır.

Vamos Bien’li ırkçılığa ve şovenizme karşıdır. Bu nedenle Türkiye’deki siyahi futbolcuların “Türkiye’de tribünlerde ırkçılık yok” yanılsamalarına, Diyarbakırspor ile yapılan her maçın Kürtleri, Trabzon ya da Karadeniz takımları ile yapılan maçların Lazları, Eskişehirspor ile yapılanların Tatarları, Fransız takımları ile yapılanların Ermenileri, Yunan takımları ile yapılanların Rumları aşağılama ve hakaret vesilesi olmasına karşıdır.

Vamos Bien’li yoksulların dışlanmasına, yıllarını tribünden Fenerbahçe’sini ya da kendi kulübünü izlemeye ayırmış on binlerin pahalı bilet politikalarıyla tribünlerin dışında bırakılmasına karşıdır. Aynı zamanda stada gelme olanağı bulamayan onbinlerin kendi sevdikleri takımı paralı kanallar aracılığıyla seyretmek zorunda bırakılmasına da karşıdır. Vamos Bien’li bütün spor karşılaşmalarının kamuya açık kanallarda gösterilmesini savunur.

Vamos Bien’li “izleyici”, “seyirci” ya da “müşteri” olmaya karşıdır. Vamos Bien’li taraftardır ve taraftar kültürünü yaşatmak isteyen herkesin yanındadır. Bu nedenle Vamos Bien’li en önemli değer olarak gördüğü takım formasının üzerinde özel şirketlerin reklamının alınmasına karşıdır.

Vamos Bien’li sponsorluk adı altında takımının isminin başına, sonuna, ortasına özel şirket isimlerinin konulmasına karşıdır. Sponsorluktan elde edilecek gelirin kulüp yönetimi, taraftar işbirliği içinde farklı kaynaklar yaratılarak çözümlenmesi gerektiğini savunur.

Vamos Bien’li taraftarların stadı bayram yerine çevirdikleri, sevdikleri renkleri destekledikleri, kendilerini ifade ettikleri pankart ve bayrakların asılmasına engel olan ve bu alanları reklam panolarıyla dolduran mülki amirliklere, özel şirketlere ve yönetimlere karşıdır.

Vamos Bien’li stada bayrak sopası sokulmamasına, deplasman seyircisi olmanın eziyet olmasına, stada deplasman seyircisinin alınmamasına, deplasman seyircisine uygulanan fahiş bilet fiyatlarına, karşıdır.

Vamos Bien’li tribüne güvenlik gerekçesiyle giren ama daha büyük bir güvensizlik ortamı yaratan polisin copuna, kalkanına, biber gazına, gaz bombasına, silahına, kelepçesine, saldırgan tutumuna karşıdır.

Vamos Bien’li merkezi hükümetin, mülki amirliklerin, yerel yönetimlerin, özel sermayenin çeşitli şirket gruplarının kendi çıkarları doğrultusunda başta futbol olmak üzere sporu kullanmalarına karşıdır.

Vamos Bien’li hangi kulüp olursa olsun karaborsayı teşvik ve organize edenlere ya da kulüp yönetimleri içinde bu yolla iktidar arayanlara, bu nedenle tribünlerde desteklenen şovenist mafyatik örgütlenmelere karşıdır.

vb2 Muhalif Taraftar Grupları

ÇÜNKÜ;

Vamos Bien enternasyonalisttir, sarı-lacivert renge gönül veren herkestir. Lefter Küçükandonyanis’dir, Can Bartu’dur, Karnik Aslanyan’dır, Didi’dir, Dadcu’dur, Rapaiç’dir, Revivo’dur, Rıdvan’dır, Aykut’tur, Pierre Van Hooijdonk’dur, Alex de Souza’dır, Tuncay’dır, Anelka’dır, Appiah’dır ve adlarını sayamadığımız onlarca kişidir. Bu futbolcular milliyetleriyle değil futbol ülkesinin insanları olmasıyla kalbimizde taht kurmuştur. Bu nedenle FENERBAHÇE Türktür, Lazdır, Kürttür, Çerkezdir, Ermenidir, Rumdur, Yahudidir, Brezilyalıdır, Sırptır, Bosnalıdır, İsveçlidir kısaca halkların kardeşliğidir!…

Vamos Bien’li özgürdür, kimseye itaat ve biat etmez! Özgür düşüncesiyle kararını verir. Bu nedenle Vamos Bien’li katılımcı demokrasiyi destekler. Her Fenerbahçe taraftarının kongre üyesi olmasının ve yönetime aday olmasının koşullarının yaratılmasını destekler.

Vamos Bien’li emekten yanadır. Türkiye’de futbolcuların sadece üç büyüklerde oynayanlardan ibaret olmadığını, çeşitli liglerde binlerce futbolcunun bu meslekten ekmek yediğini bilir. Bu nedenle bu futbolcuların menajerler ve kulüp yönetimlerinin elinde bir köle gibi kullanılmasına karşıdır. Vamos Bien’li bütün futbol emekçilerinin örgütleneceği bir sendikal yapıyı destekler. Profesyonel Futbolcular Derneği’nin aktif hale getirilip, gerçek anlamda futbolcuları temsil etmesi gerektiğini savunur.

Vamos Bien’li demokrattır. Spor aleminin taraftar, sporcu, teknik yönetim, idari yönetim olarak bir bütün olduğunu bilir. Bu nedenle başta milyonlarca liralık bir bütçeye sahip olan Futbol Federasyonu olmak üzere spor federasyonlarının siyaset, mafya ve çıkar gruplarının rant alanı olmasına karşıdır. Vamos Bien’li milyonlarca insanı ilgilendiren sporları yöneten federasyonların genel kurulunun spor dünyasının bileşenlerinin en demokratik biçimde temsiline imkan verilecek tarzda değişmesinden yanadır.

Vamos Bien’li çevreye duyarlıdır. Spor kompleksi ve kulüp yardımı adı altında şehrin halk ve kent sağlığı açısından en güzel yerlerinin (Seyrantepe, Riva vs.) spekülasyona açılmasına buraların birer rant alanı olmasına karşıdır. Vamos Bien’li doğa ile uyumlu yapılan spor mekanlarını destekler.

Vamos Bien’li sadece futbolun değil tüm diğer amatör sporların da desteklenmesinden yanadır.

Vamos Bien’li tüm toplumun spor yarışmalarını izleyebileceği olanakların yaratılmasının yanı sıra tüm toplumun spor yapabileceği ortam ve olanaklarının yaratılmasından yanadır.

Vamos Bien’li sporun milliyetçiliğin besleneceği bir ortam değil uluslararası kardeşliğin pekiştirileceği bir ortam olmasını savunur.

www.vamosbien.net

www.forzalivorno.org

www.carsiforum.com

www.adanademirspor.com

www.tekyumruk.com

2010 BAFTA ödülleri sahiplerini buldu

24 Şubat 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Haber

İngiliz Oscarları olarak bilinen BAFTA ödülleri sahiplerini buldu. Geceye damgasını vuran The Hurt Locker tam 6 ödül birden aldı.

En İyi Film, En İyi Yönetmen, En Orijinal Senaryo, En İyi Montaj, Ses ve Sinematografi dallarında ödül alan The Hurt Lucker, gişe rekortmeni Avatar’a sadece iki ödül bıraktı. Filmin yönetmeni Kathryn Bigelow ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazanarak bu ödüle layık görülen ilk kadın yönetmen oldu.

İşte 2010 BAFTA Ödülleri kazananları:

En İyi Film:
The Hurt Locker

En İyi Yönetmen:
Kathryn Bigelow- The Hurt Locker

En İyi Erkek Oyuncu:
Colin Firth- A Single Man

En İyi Kadın Oyuncu:
Carey Mulligan- An Education

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
Christoph Waltz- Inglorious Basterds

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Mo’nique- Precious

En İyi Özgün Senaryo:
Mark Boal- The Hurt Locker

En İyi Uyarlama Senaryo:
Up in the Air

En İyi İngiliz Filmi:
Fish Tank

En İyi Yabancı Film:
A Prophet

En İyi Animasyon Film:
Up

En İyi Film Müziği:
Up

En İyi Prodüksiyon Tasarımı:
Avatar
        
En İyi Görsel Efekt:
Avatar
      
En İyi Makyaj ve Saç:
The Young Victoria

En İyi Kostüm Tasarımı:
The Young Victoria
        
En İyi Sinematografi:
The Hurt Locker
        
En İyi Montaj:
The Hurt Locker
        
En İyi Ses:
The Hurt Locker
        
En İyi Kısa Animasyon:
Mother of Many
       
En İyi Kısa Film:
I Do Air

Yükselen Yıldız Ödülü:
Kristen Stewart

mtv.com.tr

Karmate – Zorlu coğrafyanın gizli ezgileri!…

24 Şubat 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Haber, Müzik

karmate Karmate   Zorlu coğrafyanın gizli ezgileri!...2008′in Temmuz ayında bir grup genç tarafından kurulan Karmate grubu Karadeniz ezgilerini büyük kitlelere ulaştırmak istiyor. Resul DİNDAR ,İsmail AVCI ve Oktay ÜST tarafından kurulmuştur.Karmate(karmaûe),Lazca’da “değirmen” demektir.Karadeniz’de üretimi,emeği ve karşılıksız yardımlaşmayı simgeleyen Karmate,korunmaya değer otantik yapısı ile, kaybolmaya yüz tutmuş dilleri,müziği ile yaşatmayı ve arşivlerde kalan ezgileri ortaya çıkarmayı, kendisine hedef olarak belirlemiş bir grup. “Karadeniz kültürünün müziğini icra edebilmek; özveri, en önemlisi sorumluluk gerektirir” diyerek başladıkları müzik yolculuğunda, popüler kültürle yozlaştırılan, sözde Karadeniz müziğine karşı; Lazca ve Karadeniz de konuşulmakta olan diğer dillerde (Türkçe, Megrelce, Gürcüce,Hemşince,Rumca …) söylenen destanları,ninnileri,türküleri hassas yapılarını bozmadan, akustik enstrumanlarla ,yeniden yorumlayarak; evrensel boyuta taşımayı amaç edinen grup. “Dilimize ve kültürümüze sahip çıkıp; tarihimizi yarınlara taşımayı becerebilirsek, dilimizi ve kültürümüzü yok etmeye çalışanların tehditi karşısında, asıl tehdit olacağımızın bilincindeyiz.” diyerek Karadeniz kültürüne ve Karadeniz ezgilerine verdikleri önemi dile getiriyor. Devamını oku

Anadolunun Kayıp Şarkıları full albüm dinle

18 Şubat 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Müzik

Albümdeki Eserler

1.)Döne’m Zülüflerin Deste Deste
2.)Eşrefoğlu Al Haberi
3.)Geçti Gönül Baharımız
4.)Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri
5.)Baba Bugün Dağlar Yeşil Boyandı
6.)Kewe Narine / Rebene (Nazlı Keklik / Yazıktır)
7.)Beyköylü Ali Bey
8.)Pamuk Tarla
9.)Gam-ı Aşkınla (Aşkının Üzüntüsünden)
10.)Köprü Ortasında
11.)Kırtıl Semahı
12.)Dulabe (Tezgahım)
13.)Sema
14.)Kartalların Dansı
15.)Derenin Kenarına Yattım
16.)Delale Mi Way (Sevdiğim Benim)

Ev sinema sistemi alırken nelere dikkat edilmeli?

17 Şubat 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Teknoloji, Ürünler

Bir arkadaşımın ev sinema sistemi alma konusunda fikir danışması üzerine internette yapmış olduğum araştırmayı paylaşmak isterim. Umarım işinize yarar.

ses6 Ev sinema sistemi alırken nelere dikkat edilmeli?

Ev sinema sistemi seçimi nasıl yapılmalıdır? Devamını oku

Windows 7 God Mode Nedir? Ne İşe Yarar?

11 Şubat 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Pc/İnternet

Kullanıcıların, işletim sisteminin tüm denetim ayarlarına tek bir klasörden erişmesine olanak veren gizli bir özelliktir God Mode.

Windows 7’de yeni bir klasör oluşturup, bu klasörün adının sonuna belirli bir karakter kümesi ekleyerek, fare imlecinin görünümünü değiştirmekten yeni bir sabit sürücü bölümü oluşturmaya kadar her şeyi yapabileceğiniz bir konuma sahip olabilirsiniz. Devamını oku

Cem Yılmaz BİFO’ ya Şef Olursa

11 Şubat 2010 Yazan nothing  
Kategori GENEL, Haber, Müzik

cem Cem Yılmaz BİFO ya Şef Olursa

Dün akşam (09 Şubat 2010) CRR’ de alışılagelmişin dışında bir konser vardı. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’ nı konuk şef olarak Cem Yılmaz yönetti. Klasik müziğin disiplinli ve vakur duruşunu bir konserlik de olsa Yılmaz hercümerç etmiş. Güzel de olmuş bana kalırsa, farklı bir renk olarak hafızalarda gülümsemeyle yer alacak. Devamını oku

Hangi Taşınabilir Harddisk?

10 Şubat 2010 Yazan nothing  
Kategori GENEL, Ürünler

Bir süredir internetten ve teknoloji danışmanım AghaRTA’ nın(inşallah doğru yazmışımdır) engin bilgisiyle beraber 1 TB taşınabilir HDD piyasasına bakıyorum. En sonunda biraz tercihim dışı da olsa Smartdisk’ in Superfast 1 TB E-SATA 3.5″ Taşınabilir HDD’ sini aldım. Alalı ve kullanalı çok uzun zaman olmasa da görünüşe göre ve şimdilik oldukça iyi bir ürün. Bu süre zarfında incelediğim ve gördüğüm bir kaç ürün konusunda bilgi vermek ve ufak bir kıyaslama yapmak istiyorum. Tabii bu sayfaya göz atanlar için nihai karar kendilerinin.

Öncelikle şunu belirtmeliyim; bu bahsedeceğim ürünlerin dışında başka HDD yok mu, elbette var fakat hem fiyat olarak hem de özellikleri bakımından bir piyasa araştırması yaptım.

Bu ürünlerin hepsi 3,5″ ve hepsi harici elektrikle yani bir adaptör aracılığıyla çalışıyor. Sırasıyla;

Iomega Prestige 1.5 TB 7200rpm 3.5” Taşınabilir Disk

iomega Hangi Taşınabilir Harddisk? Ürün Özellikleri :

Kapasite              1  TB

Dönüş Hızı          7200 Rpm

Cache Bellek       16 Mb

Boyut (Tip)          3.5 ”

Media Center      Yok

Usb                         Var

FireWire               Yok

E-Sata                    Yok

Ethernet               Yok

Sisteminize kapasite eklemek için idealdir, bu şık sürücü sağlam aliminyum yapısı ve ayağıyla birlikte masanızda fazla yer tutmaz.

Ayrıca Prestige Masaüstü Sabit Disk ENERGY STAR ® adaptörü ile düşük enerji kullanımlıdır

EMC ® Retrospect HD (PC) yazılım lisansı ile kolayca dosyalarınızı yedekleyebilirsiniz.

Tüm okul, iş ve dijital depolama için uygun bir çözüm

Dijital meraklılar, müzik ve fotoğraf dosyaları için uygun depolama yeri

Prestige Hard Drive UBS Malzemesi : Aliminyum

Ürün boyutları : 3,09 x 12,06 x 19,86 cm

Ürün Ağırlığı : 0,98 kg

Ürün kutusu boyutları : 22,55 x 11,27 x 15,39 cm

Ürün kutu ağırlığı: 1,22 kg

Format özelliği : NTFS

Benim Yorumum: Ürünün genel özellikleri gayet iyi. Metal olması ısınma sorununu asgariye indirmede yardımcı olacaktır. Bir dijital ürün mağazasından baktım, oldukça şık. Ayrıca üzerinde açma kapama anahtarı da mevcut, bu da sürekli kullananlar için önemli bir detay. Yalnız tek kusuru 16 MB ön belleğe sahip olması. Fakat eğer bilgisayarınız iyiyse veri transferi konusunda sıkıntı yaşamazsınız. İlk sipariş verdiğim ürün buydu, stokta kalmadığı ve uzun süre beklemem gerektiği için Smartdisk ile değiştirdim. Hepsiburadada satış fiyatı 175 TL idi, fakat şuan (yine stokta yok) 210 küsürat TL. Media Markt de fiyatı 240 küsürat TL. Bilindik, popüler bir marka olmaması aklınıza takılmasın.Eğer ilk fiyatı seviyesinde bulabilirseniz kaçırmayın derim.

Western Digital Elements 1TB 3.5” Taşınabilir Disk

wd Hangi Taşınabilir Harddisk? Ürün Özellikleri :

Kapasite                  1 TB

Dönüş Hızı              7200 Rpm

Boyut (Tip)             3.5 ”

Media Center         Yok

Usb                            Var

FireWire                  Yok

E-Sata                       Yok

Ethernet                  Yok

Benim Yorumum: Western Digital bu konuda tecrübeli ve bilinir bir marka olsa da bu ürünü bence çok ama çok yetersiz. Genel olarak görünüşü şık ve sade. Kullanıcıların genelinde yeterli bir ürün olduğu kanısı hakim. Yalnız diyerek başlayayım,

Plastik-metal alaşımlı oluşu düşündürüyor. Açma kapama anahtarı yok, pirizden her defasında çekmeniz gerekiyor. Ve… Eminim sizinde dikkatinizi çekmiştir ürünün ön belleği yazmıyor. Acaba hepsiburada belirtmeyi unuttu mu diye düşünüp bir kaç siteye daha baktım. Diğer sitelerde de ön bellek ya 8 Mb ya 32 MB olarak gösteriliyor. Hepsiburada müşteri hattında bana aktarılanı aynen aktarıyorum, doğru yanlış bilemem:

Bu işten sorumlu teknik konulara bakan arkadaş ürünün 8, 16 ve 32 Mb ön belleğe sahip çeşitleri olduğunu, kutudan ne çıkacağının bilinmediğini söyledi. Yani biraz sürpriz ve şans işi. Sipariş verdiğiniz ürün geldiğinde 8, 16 ya da 32 Mb ön belleğe sahip olabilir. Bu durum nasıl konrtol edilir onu da bilmiyorum ya… Kısaca bir karmaşa söz konusu, eğer illa WD almak istiyorum diyorsanız başka ürünlerine yönelin derim.

Seagate 1 TB 32MB 7200RPM Freeagent Desk 3.5″ Taşınabilir Disk

sg Hangi Taşınabilir Harddisk?

Ürün Özellikleri :

Kapasite                        1 TB

Dönüş Hızı                   7200 Rpm

Cache Bellek               32 Mb

Boyut (Tip)                  3.5 ”

Media Center              Yok

Usb                                 Var

FireWire                       Yok

E-Sata                            Yok

Ethernet                        Yok

Masaüstü ortamınızı tamamlamak için yatay veya dikey bir hizalama seçeneği sunan zarif, modern bir tasarımın keyfini yaşayın.

Otomatik yedekleme yazılımıyla verilerinizi kolayca koruyun.

Önemli dosya ve klasörlerinizi güçlü yazılım şifreleme teknolojisiyle gizli tutun.

Nerede olursanız olun, her zaman güncel dosya sürümlerine sahip olmak için FreeAgent Desk diskinizle ve diğer taşınabilir diskler arasında senkronizasyon yapın.

USB 2.0 arabirimi sayesinde hızlı veri aktarma deneyimini yaşayın.

Önceden yüklenen yazılım sayesinde hızlı başlayın. CD yok!

Diskinizi 15 dakika boyunca boş kaldığında uyku moduna geçirebilen, çevresel olarak akıllı bir araçla enerji tasarrufu sağlayın.

Depolama çözümlerinde dünya çapındaki bir liderin 5 yıllık sınırlı garantisi sayesinde kafanız rahat olsun.

Benim Yorumum: Gayet şık bir ürün, özellikle ön panele eklenen ışıklarla görüntü epey albenili hale getirilmiş. Teknik özellikleriyle de oldukça başarılı, yazma hızı çok iyi, ön bellek ve dönüş hızına baktığınızda zaten anlıyorsunuz. Seagate gibi konusunda uzman bir markanın ürününü kullanmanın rahatlığını hissedebilirsiniz. Fakat ürün bazı yönleriyle keşke dedirtiyor. örneğin açma kapama anahtarı yok. Kasanın sağlamlığı elinize aldığnızda güven vermiyor. Elbette temiz kullandıktan sonra bir sorun yaşayacağınızı zannetmiyorum (!) yine de Seagate’ den daha iyisini beklerdim. Ayrıca böyle bir ürüne E-SATA yakışırdı diye düşünüyorum. Fiyat aralığı 200 TL – 260 TL arasında değşiyor. Hemen hemen tüm teknoloji mağazalarında bulabilirsiniz.

Smartdisk Superfast 1 TB E-SATA 3.5″ Taşınabilir Disk

smart1 Hangi Taşınabilir Harddisk? Ürün Özellikleri :

Kapasite                                 1 TB

Dönüş Hızı                            5400 Rpm

Cache Bellek                        32 Mb

Boyut (Tip)                           3.5 ”

Media Center                       Yok

Usb                                          Var

FireWire                                Yok

E-Sata                                     Var

Ethernet                                Yok

Not: Ürünün üzerinde üstteki resimde görülen yedekleme butonu yok, sanırım değiştirmişler.

USB 2.0 ile yüksek hızda veri aktarımı

Her türlü film, müzik, resim ve diğer ofis dosyalarınızı kolaylıkla yedekleyebilirsiniz.

Alüminyum kasa sayesinde disk sıcaklığını uygun seviyede tutma özelliği

PC, Notebook, Macintosh uyumlu

E-sata özelliği ile yüksek hızda veri aktarımı

Tak çalıştır pratik kullanım.

Benim Yorumum: Tekrar ürünün yeni elime geçtiğini, şuana kadar olan performansını değerlendirdiğimi ekleyerek başlayayım. Umarım beni yanıltmaz. HDD nin alüminyum kasa (metal) olması soğutma konusunda oldukça yardımcı oluyor. Ayrıca içinde küçük bir soğutma fan’ı da mevcut. Ürün hayet şık, dik ya da yatay çok yer kaplamıyor. Açma kapama anahtarının olması ayrı bir kolaylık. Kullanmadığınızda pirize gidip gelmenize gerek yok. İllaki anahtarı kapamanıza da gerek yok, usb yi ya a E-SATA bağlantısını bilgisayardan çıkardığınızda cihaz otomatik olarak kapanıyor. E-SATA bağlantısı gerçekten hızlı, herhangi bir tanıtıma falan da gerek yok. Sadece bilgisayarınızı açmadan önce E-SATA kablosunu takıp çalıştırın yeter. Tek kusuru dönüş hızının 5400 Rpm olması fakat onu da 32 Mb ön bellek ve E-SATA bağlantısının olmasıyla tölare ediyor. Şu andaki fiyatı 195 TL ve üzeri.Başlangıç fiyatı dolaylarında bir fiyatta bulursanız öneririm.

Nihat Doğan’ dan Demokratik Açılıma İronik Destek

09 Şubat 2010 Yazan nothing  
Kategori GENEL, Haber, Müzik

el Nihat Doğan dan Demokratik Açılıma İronik Destek

Açılıma Destek mi Köstek mi?

 Sadece Türkiye’ de değil dünya üzerinde de siyasetle sanatın eklemlendiği çok görülmüştür. Tesadüf yada gereksiz olarak da görmüyorum aslında. Protest müzik diye bilinen türü siyasetin biçimlendirdiği çok açık. Yıllardır bu gelenek sürer gider. Gereksiz değil çünkü eğer sanat ifadeye araçsa bu araç pek tabiidir ki toplumsal dil olarak kullanılacaktır. Örneğin bu günlerde karşılaştığım bir proje beni ilk önce şaşırtsa da daha sonra neden olmasın fikrine kanaat ettirdi. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteği ve MİAM işbirliği ile gerçekleşen projede İstanbul’ dan olan şikayetlerinizi kurulan koro aracılığıyla dile getirebiliyorsunuz. Modern toplum için “modern” ve akılcı bir fikir. (Şikayetlerinizi Şarkıya Dökün, ntvmsnbc.com/id/25027198/)Bir örnek daha, Zülfü Livaneli’ nin Mikis Teodorakis, Maria Farandouri ile verdiği “Barış Konserleri”.  Bu eklemlenme kalıcı düşmanlıkları bile hercümerç edip, yerine barışı, kardeşliği empoze edebilmiştir. Kalıcı bir barış kardeşlik duygusu sağlayıp sağlamadığı, birkaç iyi niyetli sanatçının bir araya gelmesiyle çözülebilecek bir konu olup olmadığı elbette ki tartışmaya açıktır. Fakat en azından o ana kadar isimlerini duyduğumuzda aklımıza sadece düşmanı çağrıştıran ötekileri yakında görmek, aslında öyle dedikleri gibi pek de öteki olmadıklarını sezmek, onların da insan olduğuna, bu düşmanlığın öğrenildiğine kanaat getirmek hiç de azımsanacak çaba değildir. İşe de yaramış , “Boğaziçi Üniversitesi Senatosu 20. Yüzyılın En Büyük Bestecilerinden Biri Olarak Gördüğü Mikis Theodorakis’e Fahri Doktora Unvanı Verdi. Ödül Töreninde Yunanlı Şarkıcı Maria Farandouri Ünlü Bestecinin Şarkılarını ve Zülfü Livaneli’ nin Yiğidim Aslanım Bestesini Yunanca Sözleriyle Seslendirdi.” (19.06.09 – haberler.com/bogazici-nde-maria-farandouri-ruzgari-haberi/)

 

Gelelim asıl konumuz olan ülkenin gündemindeki Demokratik Açılım’ a ve esas oğlanımız Nihat Doğan’ a. Başkasını bilmem ama ben bu fikirdeki bir açılımın gerekli olduğunu düşünüyorum. Devletin vatandaşına yakınlaşmasının, sorunlarıyla ilgilenmesinin ve barışmasının ne sakıncası olabilir ki. Üstelik konu barış dilinin egemenliğiyse, kanın durmasıysa, demokratikleşmeyse. İzlenen yolun doğruluğundaki endişe, yapılan hatalar, üslup ayrı tartışma konusu, hiç girmeyeceğim. Kendisini medyadan, Seda Hanımla yaşadığı ilişkiden ve şaşırtıcı çıkışlarından tanıdığımız Nihat Doğan demokratik açılıma bir şarkıyla destek vermiş. ”Açılıma Nihat Doğan Desteği” (solvideo.org/video/85246a98c47f1b3/) Kendisine hassasiyetinden ötürü teşekkür ederiz, barışa hizmet eden çabaları her zaman destekleriz. Yalnız takıldığım birkaç nokta var ve paylaşmak istiyorum. Şarkı hakkında hem sözel hem müzikal açıdan malumat vereyim; Hüseyni makamında efsanevi bir serbest girişle başlangıç veriliyor. Zaten beraberinde buna destek olarak buğulu bir sesle 1071’ de Malazgirt’ de olan biten anlatılıyor. Ney pesten üflüyor, son söz olarak üç kez “Allah’ ın yazdığını kullar silemez” baskıyla tekrarlanıyor. Sonra ne olduğuna birden şaşırıyorsunuz, elektronik bir altyapıyla bir Kürt halay ezgisi olan “Zer Mircan/Sarı Mercan” başlıyor. Haydi neyse olur o kadar diyorsunuz ki bir başka şoka uğruyorsunuz, Nihat Doğan başlıyor “Rap” söylemeye… Buyurun buradan yakın, hem sözler hem söyleyiş kabiliyeti eşsiz denecek kadar kötü! Rap müzikteki tek favorim Ceza duymuşsa eğer fikrini merak ediyorum. Sözlerin içeriğine gelince, yine başta olduğu gibi Allah, Muhammet Ümmeti, ırkçılığın dinen yasak olduğu, iman, elde Kur-an, kulaklarda Ezan, yani kısaca Müslüman cemaat vurgusu. Bir daha yakın, bu ülkenin vatandaşları sadece Sunni Müslüman, Aleviler ve Gayrimüslimler yine tokatlanmış ümmetçilik vurgusuysa. Nihat Doğan’ a sormak lazım kardeşlikten söz ederken bu nasıl perhiz bu nasıl lahana turşusu. Peki ya Gayrimüslimler ve Aleviler bu ülkenin yurttaşları değil mi? Devam ediyoruz. Aynen çeviriyazım yapacağım, şarkının sonunda sokakta kullanılan türden bir slogan öğretiliyor; Türk Kürt kardeştir, ayyyrım yappan galleştir… Ayrıca tüm şarkı içinde yapın edin, yapılacak, edilecek, olacak gibi emir dili kullanılmış. Bana kalırsa bu “dostluk” şarkısı için çok tehditkar bir dil olmuş.  Son olarak hatırlatmak isterim ki Sayın Doğan AKP Beşiktaş İlçe Örgütü Başkan Yardımcısı. “Nihat Doğan AKP’ den siyasete girdi” (haberaktuel.com/news_detail.php?id=158646&uniq_id=1262133440) Şarkının içindeki bir söz de özellikle bu konuda dikkat çekici; “(…) Açılım, açılım istiyoruz açılım/Kapatalım karaları ak günlere açılım/Ak, ak, ak, ak, ak günlere açılım.” Kesinliği konusunda bilgim yok ama bu şarkı daha çok Nihat Doğan’ ın açılıma desteği değil, Nihat Doğan’ a açılım siparişi olmuş. Elbette mensubu bulunduğu partinin heyecanla ve gururla vurgusunu yapmak isteyecektir fakat;

Özetlersek: Sanatla siyaset elbet eklemlenecek, çünkü her ikisi de toplumsal dinamiklerin bir parçası. Ancak bunu yapmanın da bir adabı olduğu kanısındayım. Bir kere kaş yapayım derken göz çıkarmayacaksınız, kardeşlikten bahsederken başka bir ironi yaratmayacaksınız; Ümmet, yaygın inanış gibi. İşleyeceğiniz konu barışsa eğer sadece barış telinden dem tutacaksınız, yani Bu barış gelecek bedeli ölüm olsa” dediğinizde başka bir düşmanlığa kapı aralamış oluyorsunuz, çünkü barışı istemeyen yoktur ancak sizin düşündüğünüz yol haritasından farklı haritalar düşünenler olabilir dolayısıyla ötekileştirmiş olursunuz. Daha genel ve kapsayıcı bir dil kullanmanız, daha mutedil olmanız şart oğlu şart. Ayrıca barışa şarkı söylerken taraf olmamak gerekli demeye hacet yok ama barışın tarafı olmaz. İkna, karşılıklı anlayış kabiliyeti geliştiremezseniz maazallah tüm iyi niyetiniz yanlış anlaşılabilir, bu da herhalde tercih edeceğiniz bir durum değildir. Zülfü Livaneli, Mikis Teodorakis, Maria Farandouri bu işi nasıl mı doğru yaptılar, karşılarındakileri yanlarına alarak, onların yanlarına giderek, dillerindeki karşıtlık pasını tükürerek. Kısaca barışı arzu etmesinden şüphe etmediğim Nihat Doğan’ ın soruna olan katkısı çok ucuz bir iş olmuş. Bu iş bu şekilde olmaz. Bekleyelim sanatçılar durumu içselleştirsin ve kendi doğal dürtüleriyle harekete geçsinler. Örneğin ben açılıma olan desteğini ta Başbakan’ a kadar dillendirmiş,  toplumsal sorumluluk taşıdığını daha önce yaptığı işi gücü ile de kanıtlamış Sezen Aksu’ dan bir girişim bekliyorum. Elbette sevgili Nihat Doğan’ ın bu desteğini öneremiyoruz.

2010 Oscar Adayları

09 Şubat 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Haber

academynoms0202102 600 2010 Oscar AdaylarıHerkesin heyecanla beklediği benim ise beklentilerimin düşük olduğu 2010 oscar adayları açıklandı. En iyi film dalında tahmin edildiği gibi “Avatar” ve “The Hurt Locker” filmleri favori çıktı. Toplam 10 film oscarda “en iyi film” dalında yarışacak ve ne hikmetse ben sadece “Inglourious Basterds” filmini seyredebildim. Filmlerin hepsi hakkında detaylı yorum yapmak isterdim fakat hepsi harddiskimde hazır beklemesine rağmen izlemedim. En kısa zamanda izlediklerim hakkında yorumlarımı paylaşacağım. Şimdi adaylara bir göz atalım ;)

 

EN İYİ FİLM

Avatar
The Blind Side
District 9
An Education
The Hurt Locker
Inglourious Basterds
Precious
A Serious Man
Up
UP in the Air

EN İYİ ERKEK OYUNCU ADAYLARI

Jeff Bridges, ‘Crazy Heart’
George Clooney, ‘Up in the Air’
Colin Firth, ‘A Single Man’
Morgan Freeman, ‘Invictus’
Jeremy Renner, ‘The Hurt Locker’

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU

Matt Damon, ‘Invictus’
Woody Harrelson, ‘The Messenger’
Christopher Plummer, ‘The Last Station’
Stanley Tucci, ‘The Lovely Bones’
Christoph Waltz, ‘Inglourious Basterds’

EN İYİ KADIN OYUNCU ADAYLARI

Meryl Streep, ‘Julie & Julia’
Sandra Bullock, ‘The Blind Side’
Carey Mulligan, ‘An Education’
Helen Mirren, ‘The Last Station’
Gabby Sidibe, ‘Precious’

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU ADAYLARI

Penelope Cruz, ‘Nine’
Vera Farmiga, ‘Up in the Air’
Maggie Gyllenhaal, ‘Crazy Heart’
Anna Kendrick, ‘Up’
Mo’nique, ‘Precious’

EN İYİ YÖNETMEN

James Cameron, ‘Avatar’
Kathryn Bigelow, ‘The Hurt Locker’
Quentin Tarantino, ‘Inglourious Basterds’
Lee Daniels, ‘Precious’
Jason reitman, ‘Up in the Air’

EN İYİ UYARLAMA SENARYO

District 9
An Education
In the Loop
Precious
Up in the Air

EN ÖZGÜN SENARYO

The Hurt Locker
Inglourious Basterds
The Messenger
A Serious Man
Up

EN İYİ YABANCI FİLM

İsrail, Ajami
Arjantin, El Secreto de sus Ojos
Peru, The Milk of Sorrow
Fransa, Un Prophete
Almanya, The White Ribbon

EN İYİ MÜZİK

‘Prenses ve Kurbağa’, film müziği ‘Almost There’

Söz ve müzik: Randy Newman

‘Prenses ve Kurbağa’, film müziği ‘Down in New Orleans’

Söz ve müzik: Randy Newman

‘Paris 36,’ film müziği ‘Loin de Paname’

Müzik: Reinhardt Wagner Söz: Frank Thomas

Nine filmi müziği ‘Take It All’

Söz ve müzik: Maury Yeston

‘Crazy Heart’, filmi müziği ‘The Weary Kind’

Söz ve müzik: Ryan Bingham ve T Bone Burnett