Cinesamples Hollywoodwinds

31 Mart 2010 Yazan sound  
Kategori Müzik

1 Cinesamples Hollywoodwinds

Barok dönem’de çocukluğunu yaşamış, günümüzde yetişkinliğe adım atmış, orkestranın ayrılmaz bir parçası ağaç üflemeliler. Keşfedildikleri dönemde, yapıldıkları ham madde ağaç iken şimdilerde hem ağaç hem de metal aksamdan yapılmış olması tınılarında ufak tefek değişiklikler oluşturmuştur. Ancak yine de çocukluk döneminde orkestranın içerisinde aldıkları görevler günümüzdeki yetişkinlik döneminde de devam etmektedir.. Genelde lirik, duygulu, hisli pasajların çalımını üstlenerek yumuşak tınılarıyla dinleyenleri her zaman etkilemesini bilmişlerdir. “

Yazı dizimin başlangıcından itibaren sizlere orkestrasyon ile ilgili kütüphaneleri (Vsti Libraries) tanıtmaya çalışmaktayım. Bu sayı da kısaca Holywoodwinds ile sizleri tanıştırma şerefine nail oluyorum. Benim Hollywoodwinds ile ilk tanışma, youtube’da Michael Patti videolarını izlerken olmuştu. Kendilerince kütüphanenin oluşturma aşamalarını çektikleri amatör kamera görüntülerini izledikten sonra bu kütüphaneden haberdar olmuştum.

Hollywoodwinds, 20 Nisan 2009’da, eskilerde kilise olarak kullanılan ama günümüzde Seattle scoring kayıt stüdyosu olarak bilinen mekanda kaydedilmiş bir ses kütüphanesi. İçerisine göz attığımızda öncelikle loop olarak minör ve majör her türlü dizinin olduğunu, ing.runs dediğimizi inici ve çıkıcı dizi seyirlerinin olduğu loopları, fx’leri, akorları, trilleri ve full ensemble patclerini görüyoruz. Kayıt kalitesi doğal akustik ortamda yapılmış olmasından kaynaklı wet yani işlenmiş haliyle oluşturulmuş diyebiliriz. Ancak dikkat çeken en önemli özellik looplara Cinesamples intelligent Time Engine (C.İ.T.E)” adı verilen program sayesinde  tempo kilitleme özelliğinin yapılabilmesi. Bu da size 80 BPM den 230BPMe kadar her loop’u istediğiniz her tempoda kullanma imkanı sunuyor. Tabi ki yine Kontakt 3.5 ve üstü platformlarda kullanılabiliyor. Burada Kontakt samplerın artık tüm dünyada standartlaşmış olduğunu ve kullanmayan sample şirketinin çok az sayıda kaldığını söylemek doğru olsa gerek.

Sesleri kontakt üzerinden yönetebiliyorsunuz. Örneğin tek sesi, akor haline çevirme işlemini yapmak çok kolay. Oktav özelliğiyle de kullanımı gayet basit. Akor patchleri (Triad Patch) hazırlanırken John Williams’ın ünlü film soundtracklerinde (Start Wars, Harry Potter, indina Jones) kullandığı teknikler örnek alınmış. Tonal , atonal textureler oluşturulmuş patchlerde gayet kullanışlı. Yine tonal ve atonal ripslere sahip bir kütüphane. En önemli özelliklerinden bir tanesi de piano still patch sayesinde klavyenizin Sustain pedal (CC 64), Expression (CC 11), ve Modulation (CC 1) özelliklerini sesleri çalarken canlı olarak uygulayabiliyorsunuz.

2 Cinesamples Hollywoodwinds

Kontakt Arayüz

Tempo: Otomatik sync özelliğiyle tempo kilitleme

Mixing: Stage ve Close olmak üzere iki tip mikrofonlama.

Eq: Üç bölüme atanmış ayrı knob desteği.

3 Cinesamples HollywoodwindsSonuç:

Hollywoodwinds” media müziği, film, tv, belgesel müziği yapanların yararlanabileceği bir kütüphane. Eastwest Platinium Woodwinds ve Vienna Symphonic Library gibi kütüphanelerle karşılaştırıldığında daha az içeriğe sahip. Ancak kontakt teknolojisini kullanması nedeniyle kullananlara büyük rahatlık sağlıyor. Kontakt’ın standartlaşmış olması sisteminizde bir sürü samplerın yüklü olmasını engelliyor. Ve bir proje içerisinde bir sürü sampler kullanmak yerine, bir sampler ile (kontakt) bütün projeyi tamamlayabiliyorsunuz. Midi ve Orkestrasyon ile uğraşanlar 299$ karşılığında www. cinesamples.com sitesinden kütüphaneyi paypal ile kredi kartı kullanarak satın alabilirler.

4 Cinesamples Hollywoodwinds

Üfleme Çalgılar Dizilim Teknikleri (Sequencing Techniques)

Akor Seslendirimi (Chord Voicing)

Ocak 2010 sayımızda sizlere “Ağaç Üflemelilerden” (Woodwind Section) biraz bahsetmiştim. Ancak sizlere üflemeliler grubunun dizilim teknikleri içerisinde en önemli yere sahip akor seslendirim tekniklerinden bahsedememiştim.

Orkestrasyon ile uğraşanların armoni bilgisinin çok iyi derecede olması gerektiğini önceki sayılarımızda sık sık dile getirmiştim. Yine aynı öğüdü vererek orkestrasyona başlamadan en önce armoni çalışmaları yapmanızı ve bunun yanında konturpuan bilgisine de ihtiyacınız olduğundan bahsedelim.Sizlere çalışmalarınızı yapabileceğiniz ve her kitapçıda bulabileceğiniz “Nurhan CANGAL Armoni ,“Prof.Memduh ÖZDEMİR Armoni” kitaplarını önermek istiyorum” Elbetteki Türkçe Armoni kitapları bu iki kitap ile sınırlı değil. Her kitapçıda bulabileceğiniz için bu iki türkçe kitabı örnek olarak sizlere sunuyorum. Eğer İngilizce seviyeniz iyi derecedeyse bu iki türkçe kitabın yanında Tonal Harmony with an introduction to Twentieth – Century Music Stefan Kostka – Dorothy Payne çalışma ve test kitabınızı sizlere öneririm. Bu kitapları aldığınızda hemen ilk konularda karşınıza Akor (Uygu) konusu dikkatinizi çekecektir.

Yapacağınız orkestrasyon da işiniz çoksesli müzik örnekleri ortaya koymaktır. Genelde tek sesli pasajlarla değil polifonik müzik cümleleriyle çalışacaksınız. O nedenle de hem çok sesli müziği iyi anlamak hem de çok sesli seslendirmeler yapabilmek için akor konusuna iyi bir şekilde vakıf olmalısınız. Buraya kadar yazdıklarım armoni konusuna hiç adım atmamışlar içindi. Gelelim armoni bilgisi olanların,  üflemeliler için orkestrasyon yazarken dikkat etmesi gereken seslendirim tekniklerine…

Kısaca bir tanımlama yaparsak akor kavramını birden çok sesin aynı anda tınlaması olarak açıklayabiliriz. Teorik bir açıklama yapmak gerekirse doğada tınlayan her ses üzerinde o sese ait birden çok doğuşkan sesinde var olduğu, olgusunu söylemek doğru olur.  Örneğin piyanodan Do2 tuşuna basıldığında sustain pedalı da açık ise sırayla Do3, Sol3, Do4 ve hatta Mi4 seslerinin de sırayla tınladığını duyarız. Bu tınlayan sesler do2 notasının doğuşkanlarını oluştururlar. Her sesin doğuşkan sesleri belirli bir sırayla tınlar ancak sizlerin bu kadarını bilmesi yeterlidir. Ana ses do2 (Klavye üzerinde ikinci oktav Do)  ile dört doğuşkan incelendiğinde karşımıza Do majör akorunu oluşturan Do-Mi-Sol seslerinin çıktığını görürsünüz. Kısaca her sesin doğuşkanlarının aynı anda duyulmasıyla ortaya akor uygusu çıkmaktadır. Bilindiği gibi akor uygusu üç sesten oluşmaktadır. Ancak biz orkestrasyon da özellikle de üflemelilerin akor seslendiriminde 4 ses kullanacağız ve dördüncü olarak kullandığımız ses akorun genelde ana sesi olacak.

Örnek:  Do majör akorunu üflemelilerle seslendirmek için Do2-Mi2-Sol2 ve ana sesin bir oktav üzerindeki Do3 sesini seslendirmelerimizde kullanacağız. Yani tonik sesini (Akorun ana sesini) katlamış olacağız.

Her çalgının ikişerli olduğunu düşünerek bir akoru oluşturan seslerin dağılımını dört şekilde yapabiliriz. 1. Üst üste bindirme ( Juxtaposition), 2. Kilitleme ( İnterlocking), 3. Kuşatma (Enclosure), 4.Çakıştırma(Overlapping)1. Üst üste bindirme: En çok kullanılan akor seslendirim tekniğidir. 4 sesli akorumuzun her sesinin üste üste gelmesiyle oluşturulur ancak benim burada size tavsiyem yazmış olduğunuz akoru yukarıdan aşağıya doğru flüt, obua, klarinet ve fagot sıralamasına uyarak seslendirme yaptırmamanız. Bu sıralama da farklı tınıların yeterince iyi kaynaşmamış olacağını söylemeden geçemiyeceğim. Ancak yine de bu sıralamaya göre akor seslendirilecekse, akorun çevirimlerini kullanarak ve geniş serimli akorlarda bu bileşimi kullanabilirsiniz. 2. Kilitleme ( İnterlocking): Bu tekniği uygularken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta her iki çalgının türü ve ses özelliğidir. 3. Kuşatma (Enclosure) :Çalgılar arasındaki farklılıklar ve ses genişlikleri büyük önem taşır.Kuşatan tınılar değişik kaynaklarla yapılmalıdır. , 4.Çakıştırma(Overlapping): Klasik orkestrasyon ile uğraşanların genelde tercih ettiği akor seslendirim tekniğidir.

5 Cinesamples Hollywoodwinds

ilgili Videolar

Cinesamples Hollywoodwinds – Rock and A Hard PlaceHollywoodwinds Recording Session

Bu sayı HollywoodWinds’i tanıdık. Ve üfleme çalgıların akor seslendirilmesinde kullanılan tekniklere göz attık. Kaynakça: Adler, Samuel Orchestration, Levent, Necdet,(2009), Çalgı ve Orkestralama Bilgisi. Gelecek sayı görüşmek dileğiyle… Soru görüş ve önerileriniz için seyhancanyakan@hotmail.com adresine mail gönderebilirsiniz…

İki Çello Bir Anadolu – Breath of Anatolia with Two Cellos Albüm Dinle

27 Mart 2010 Yazan nothing  
Kategori GENEL, Müzik

 

folder İki Çello Bir Anadolu   Breath of Anatolia with Two Cellos Albüm Dinle

 

Daha önce albümü size tanıtmış, önermiştik. Bakınız: Devamını oku

maNga – We Could be the Same Klip

27 Mart 2010 Yazan nothing  
Kategori GENEL, Haber, Müzik

 

 

manga1 maNga   We Could be the Same Klip

 

Ülkemizde her yıl bir Eurovision telaşıdır almış başını gidiyor. Milli mesele haline gelen ve artık kabak tadı veren bu durum canımı sıksa da yine de en azından olan bitenden haberdar olmak amaçlı takip ediyorum. Hele ki Sertab’ dan sonra olay iyiden iyiye çığrından çıktı. Ne kadar “en” popüler ismimiz varsa hepsi soluğu istisnasız Eurovision sahnesinde aldı. Bir tek Tarkan kaldı sanırım. Onu da sona saklıyoruz herhalde.

Unutulmaması gereken birşey var, bu yarışma aslında bir beste yarışması, ötesi değil. İsmin ne kadar popüler olduğunun, dünyada tanınmışlığının bir manası yok. Zaten tanınmasa bile yarışma öncesi tanıtım amaçlı turlar düzenleniyor, o kısmı da eksik kalmıyor yani. 

Güvenilirliği de şaibeli bu yarışmanın (oylama meselesi) gelecekte neye evrileceğini çok merak ediyorum. Planda birkaç değişiklik var olduğu hala bir söylenti. Biz de Eurovisyona olan bakışımızda bir yenileme yapsak aslında çok yerinde olacak. Bu haliyle müzikologlar için çok lezzetli görüntüler çıkıyor sadece. Çünkü Eurovision ülke ve Avrupa genelinde birçok haberi, devinimi beraberinde getiriyor.

Bu sene yarışmada bizleri manGa – We Could be the Same’ le temsil edecek. Haşa haddimden bu güne kadar olan işlerini taktir eder beğenirim. Fakat bu olmamış. Eurovision derecesi bakışıyla değerlendirmiyorum ki orada bile başarılı olacağını pek sanmıyorum. Yarışma fikrinden olsa gerek gerçekten çok “ısmarlama” olmuş. Fakat yine de siteye ekleyerek beşeri hafızaya kaydedelim, yarın ne olur bilinmez :)  İyi seyirler, tabii ki maNga’ ya başarılar…

 

 

WE COULD BE THE SAME
You could be the on in my dreams
You could be much more than you seem
Anything I’ve wanted in life
Do you understand what I mean?
I can see that this could be hate
I can love you more than they hate
Doesn”t matter who they will blame
We can beatthem at their own game
I can see it in your eyes
I doesn’t come as’a suprise
I’ve seen you dancing like a star
No matter how different we are
For all this time
I’ve been loving you
Don’t even know your name
For just one night
No matter what they say
And feel I’m turning the page
And I feel the world is a stage
I don’t think the drama will stop
I don’t think they’ll give up the rage
But I know the world could be great
I can love you more then they will blame
Doesn’t matter who they will blame
We can beat them at their own game

Türkçe

AYNI OLABİLİRDİK
Rüyalarımda gördüğüm O sen olabilirdin
Göründüğünden çok daha fazlası,
Hayatta istediğim her şey olabilirdin
Ne demek istediğimi anlıyor musun?
Bunun kader olabileceğini görüyorum
Seni onların senden nefret ettiğinden daha fazla sevebilirim
Kimi ayıpladıkları önemli değil
Onların kendi oyunlarında yenilebiliriz
Bunu gözlerinde görüyorum
Bu bir sürpriz değil
Seni bir yıldız gibi dans ederken gördüm
Ne kadar faklı olduğumuz önemli değil
Bunca zamandır
Seviyorum seni
İsmini bile bilmiyorum
Sadece bir geceliğine
Aynı olabiliriz
Ne derlerse desinler fark etmez
Yeni bir sayfa açtığımı hissediyorum
Dünyanın bir sahne olduğunu hissediyorum
Dramın sona ereceğini düşünmüyorum
Hiddeti bırakacaklarını düşünmüyorum
Ama dünyanın muhteşem olabileceğini biliyorum
Seni onların senden nefret ettiğinden daha fazla sevebilirim
Kimi ayıpladıkları önemli değil
Onları kendi oyunlarında yenebiliriz

[REC] – [REC2]

26 Mart 2010 Yazan nothing  
Kategori Dizi-Sinema, GENEL

 

 

Daha önce hiç İspanyol korku filmi izlememiştim, bu türün daha çok Amerikan yapımı olanlarının kaliteli ve izlenebilir olacağını düşünürdüm. Fakat REC ve REC 2 beni epey şaşırttı. Peşin hükümlü ve önyargıları olan biri olduğumu kabul ediyorum :) Serinin iki filmide gerçekten başarılı. O kadar ki dayanamayıp ilk önce elimde olan ikincisini sonra ilk filmi izledim :)

Filmin kurgusu sizi karakterlerden biriymiş gibi hissettiriyor, sürekli kayıtta olan bir kameradan bakıyorsunuz, cümleyi ilk anlamıyla okuyun, yani o kamera sizin elinizde. Amatör bir kameramanın yaşadıkları inanılmaz olayların anın tüm heyecanuyla aktarması gibi. Filmin izleyiciyi etkileyen bir diğer yanıysa gerçek hayattasınız fakat doğaüstü güçlerle karşılaşıyorsunuz. Örneğin bir itfayecisiniz, ortalıkta gezinen bir salgın vakası var ( ki bu günlük hayatta karşılaşabilecek- reel bir durum) fakat bu salgının asıl kaynağı şeytani bir durum. Ayrıca iyi düşünülmüş bir mekanda çekilen filmde kendinizi gerçekten etrafı salgından dolayı kuşatılmış, dış dünyayla ilişkisi kesilmiş bir binanın içinde çıkmazı hissediyorsunuz. Sanırım serinin devamı da gelecek. Bulup izlemenizi öneriyoruz. Aşağıda filmle ilgili görseller ve küçük bir kaç bilgi bulacaksınız.

 

rec1 [REC]   [REC2][REC]:

İmdb Puanı: 7.7

Senarist & Yönetmen: Jaume Balagueró – Manu Díez – Paco Plaza

Cast:  Manuela Velasco …  Ángela Vidal - Ferran Terraza …  Manu - Jorge-Yamam Serrano …  Policía Joven - Pablo Rosso …  Pablo - David Vert …  Álex - Vicente Gil …  Policía Adulto - Martha Carbonell …  Sra. Izquierdo - Carlos Vicente …  Guillem Marimon - María Teresa Ortega …  Abuela (as Ma Teresa Ortega) - Manuel Bronchud …  Abuelo - Akemi Goto …  Japonesa - Chen Min Kao …  Japonés (as Kao Chen-Min) - Maria Lanau …  Madre histérica - Claudia Font …  Jennifer (as Claudia Silva) - Carlos Lasarte …  César - Javier Botet …  Niña Medeiros - Ben Temple …  Médico - Ana Isabel Velásquez …  Chica colombiana (as Ana Isabel Velásquez) - Daniel Trinh …  Niño Japonés

 

 

 

 

rec2 [REC]   [REC2][REC]2:

İmdb Puanı: 6.8

Senarist & Yönetmen: Jaume Balagueró – Manu Díez – Paco Plaza

Cast:  Manuela Velasco …  Ángela Vidal -  Ferran Terraza …  Manu -  Javier Botet …  Niña Medeiros -  Pablo Rosso …  Rosso -  Jonathan Mellor …  Dr. Owen -  Àlex Batllori …  Uri -  Claudia Font …  Jennifer -  Andrea Ros …  Mire -  Nico Baixas …  Niña Medeiros -  Martha Carbonell …  Sra. Izquierdo -  Ariel Casas …  Larra -  Ana Isabel Velásquez …  Chica colombiana -  Óscar Zafra …  Jefe - Pau Poch …  Tito - Juli Fàbregas …  Bombero - Alejandro Casaseca …  Martos - David Vert …  Álex - Pep Molina …  Padre de Jennifer - Carlos Olalla …  Ministro de Sanidad

 

 

 

BitDefender virüs uyarısı hatası!…

25 Mart 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori Pc/İnternet

Yakın zamanda BitDefender anti virüs firmasının müşterileri bir anda bilgisayarlarındaki virüs uyarıları ile şaşkına döndüler. Kullanıcıların BitDefender forumlarına bıraktıkları yorumlara göre, anti virüs programı çalışan tüm dosyalar için virüs uyarısı verip, tümünü karantinaya almaya başladı.

Ne yazık ki BitDefender kısa sürede sorunu tespit edemedi ve henüz bir güncellenme yayınlanmadı. Firma müşterilerine geçici olarak anti virüs programını kapatmaları ve bir güncelleme beklemelerini tavsiye etti.

Karantinaya alınan dosyalar yüzünden bilgisayarlarını kullanamayan kullanıcıların ise elle bu dosyaları karantinadan çıkartmaları tavsiye edildi. Bunu başaramayan kullanıcıların Windows’un son bilinen düzgün ayarına Sistem Geri Yükleme özelliği ile dönmeleri tavsiye ediliyor.

Kaynak: hürriyet.com.tr

Tarayıcı piyasasında yeni devir: İnternet Explorer 9

25 Mart 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Pc/İnternet

ie9 Tarayıcı piyasasında yeni devir: İnternet Explorer 9Bilişim Teknolojisi dünya devi Microsoft tarayıcı piyasasında yeni bir dönem açacağını düşündüğü İnternet Explorer 9′un önduyurusunu yaptı. Internet Explorer 9 Platform Preview sürümünü duyuran Microsoft, Internet Explorer 8 ile başlayan yeni nesil web tarayıcı yaklaşımını yüz binlerce  web kullanıcısının ve programcısının deneyimleriyle son sürümde kesin hatlarına kavuşturmayı planlıyor. Kullanıcı deneyiminde çığır açmaya hazırlanan Internet Explorer 9, internet dünyasının en gelişmiş uygulamalarını ve geleceğin web sitesi formatlarını oluşturmayı hedefleyen yazılım geliştiriciler açısından da zengin bir altyapı sunuyor olacak.

Microsoft, Google’ın Internet Explorer’ı hızlandırmak için Chrome Frame’i çıkartmasına oldukça bozulmuş olmalı ki, Internet Explorer’a yöneltilen eleştirilere yanıt verdi ve Internet Explorer 9‘da hıza, standartlara uyumluluğa inanılmaz bir önem verdi.

Microsoft Windows ve Windows Live bölümünün başında olan Steven Sinofsky, şirketin Profesyonel Geliştirici Konferansı‘nda Internet Explorer 9′u sergiledi.

Sinofsky, render hızında sona yaklaştıklarını ve herkesi geride bıraktıklarını söyledikten sonra artık diğer kısımları geliştirmeye odaklanacaklarını belirtti. IE 9 da Windows 7′nin yolundan gidiyor ve bilgisayar donanımını performans arttırmakta kullanmaya yöneliyor. Windows 7′nin masaüstü grafikler için DirectX 11 ekran kartlarından yararlanabilmesi üstün bir performans sunuyor. İşte Microsoft bunu Internet Explorer 9′da da yakalamak istiyor.

Sinofsky yaptığı açıklamada, IE kullanan sitelerin performans ve kalitede öne geçeceğini belirtti. HTML ve CSS’yi IE 9′un render motorunda kullanan Sinofsky, DirectX API DirectWrite ile metinleri ve Texas Instruments’ın V2Z dosya uzantısı kullanarak grafikleri render etti. Animasyonları Microsoft’un Direct2D donanım hızlandırmalı 2D grafik API’si ile ve Bing Maps’i de DirectX API’leri kullanarak render etti. Bütün bunların sonucunda akıcı, çok hızlı çizilen ve çok iyi görünen animasyonlar ortaya çıktı.

Sadece Vista ve Windows 7′de

Heyecanla IE 9′un ilk sürümünü indiren çoğu kişi ”Windows Internet Explorer Platform Review Windows SP2′den önceki işletim sistemlerini desteklememektedir” mesajını görünce şok yaşadı. Internet Explorer’ın yeni sürümünün Windows XP’yi desteklemediğini ilişkin haberlerin yayılmasının ardından Microsoft da resmi açıklama yaparak bu haberi doğruladı. Yani Internet Explorer 9 sadece Vista ve Windows 7 kulanıcılarına hitap edecek. Fakat Windows XP ve daha düşük seviyedeki işletim sistemleri altında çalışmayacak.

Bu durumda tüm dünyadaki windows işletim sistemi kullanıcılarının yüzde 26′sının yeni Internet Explorer’ı kullanabileceği tahmin ediliyor. Windows XP kullanan yüzde 65′luk kesimin ve diğer işletim sistemlerini kullanan yüzde 9′luk kesimin ise IE9 deneyimi yaşayabilmesi için işletim sistemini en az Vista’ya yükseltmesi gerekiyor. 

İnternet Explorer 9 İndirmek için Tıklayın..

3. Fotogen Gösteri Günleri – Tema: İstanbul

24 Mart 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Haber

istanbul resimleri  3. Fotogen Gösteri Günleri   Tema: İstanbulİstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması nedeniyle bu yıl “İstanbul” temasıyla gerçekleştirilecek etkinlikte, 18 FOTOGEN üyesi fotoğrafçının İstanbul hakkındaki gösterilerinin yanı sıra, dernek üyelerinin “İstanbul’a Armağan: Tarihi Yarımada” isimli ortak gösterisi de izleyicilerle buluşacak.

24 Mart Çarşamba günü 19.00′da FOTOGEN ortak gösterisiyle başlayacak etkinlik haftası, daha sonra, aralarında geçen yıl kaybettiğimiz FOTOGEN kurucu üyesi Seyit Ali Ak’ın “İyi Geceler İstanbul” isimli gösterisinin de bulunduğu İstanbul gösterileri ile devam edecek.

İstanbul’a 18 farklı bakışın bir arada izleneceği etkinlik haftası, 24 Mart’taki açılıştan sonra, 25 ve 26 Mart tarihlerinde gündüz 15.00 ve akşam 19.00′da başlayacak iki seans halinde devam edecek ve 27 Mart Cumartesi günü saat 13.30′daki kapanış seansıyla sona erecek.

24 Mart Çarşamba 19.00
25 Mart Perşembe 15.00

Açılış
FOTOGEN Ortak Gösterisi: İstanbul’a Armağan: Tarihi Yarımada
Galip Dülger: İstanbul’u Seyrediyorum
Selim Seval: İstanbul Surları
İbrahim Göksungur: İstanbul’un Kaybolmakta Olan Dokusu
Seyit Ali Ak: İyi Geceler İstanbul

25 Mart Perşembe 19.00
26 Mart Cuma 15.00

Sevdiye Kurucu: Denizin Günlüğü
Cengiz Sakarya: İstanbul Sahnesi 2. Perde
Ömer Demirbilek: Sokaktakiler
Sema Karlıova: Melodi Vitrinleri
Serra Mübeccel Gültürk: İsimsiz
Timurtaş Onan: İstanbul Kuş Misali
Yusuf Darıyerli: “Az Kısalt!” İstasyon Berberi Cavit

26 Mart Cuma 19.00
27 Mart Cumartesi 13.30

Sacit Ünlü: Hıdrellez
Salih Zeki İlban, Vedat Konyalı: Kentsel Dönüşümde Sulukule
Selçuk Özdil: Bizim Bölge
Ayşe Bağdemir: Albümler
Tülin Dizdaroğlu: Haydarpaşa
Ahmet Kuzik: Akşam İstanbul
Cengiz Karlıova: Bienalde

Etkinlik ücretsizdir.

Jordi Savall İstanbul Konseri (9 Nisan)

24 Mart 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Müzik

jordi Jordi Savall İstanbul Konseri (9 Nisan)Barok müzikte dünyanın en büyük adlarından biri olan Jordi Savall, 9 Nisan’da Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, son albümü ‘İstanbul 1710′da yer alan parçaları yorumlayacağı bir konser verecek.

Osmanlı müziğini ilk kez kayda geçiren Romen asıllı müzisyen Dimitri Kantemiroğlu’nun ‘Edvar’ından seçtiği eserlerden oluşan konser programında, imparatorluk İstanbul’unun kültürel kimliğinde önemli yeri olan Ermeni ve Yahudi ustaların eserleri de yer alacak.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilecek konserde Savall, müziğiyle dinleyenleri 17. yüzyılın sonlarına götürecek. İmparatorluk İstanbul’una notalarla bir seyahat niteliğindeki bu konserin biletleri Biletix’te satışa sunuldu.

İstanbul’da, 2010 yılında çok sayıda uluslararası sanatçı sahne alacak. Bunlar arasında ünlü Katalan sanatçı Jordi Savall’in apayrı bir yer var. ‘Dünyanın Tüm Sabahları’ adlı kült filmin unutulmaz müziğiyle adını geniş kitlelere duyuran sanatçının son albümü ‘İstanbul 1710 Dimitri Kantemir Edvarı’, Osmanlı müziği ve bu müzikteki Ermeni ve Sefarad ögeleri üzerinde odaklanıyor. İstanbul 2010′u, Avrupa’ya taşıyacak olan ‘Altın Yollar’ projesinin lansman etkinliği nedeniyle İstanbul’a gelecek olan sanatçının 9 Nisan 2010′da Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda vereceği konserde işte bu albümdeki müzikler yorumlanacak.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğinde düzenlenen konserde Jordi Savall’e Kudsi Erguner (ney) , Hakan Güngör (kanun) , Derya Türkan (kemençe) , Yurdal Tokcan (ud) , Murat Salim Tokac (tambur) , Fahrettin Yarkın (perküsyon) ile Ermenistan’dan Gaguik Mouradian (kemançe) ve Haïg Sarikouyomdjian (ney ve duduk) , Yunanistan’dan Dimitri Psonis (santur) , Fas’tan Driss El Maloumi (ud) , Fransa’dan Pierre Hamon (flüt) , İsrail’den Michaël Grébil (luth médiéval & ceterina) ve İspanya’dan Pedro Estevan (perküsyon) eşlik edecek.

Otuz yıldır Avrupa’nın müzikal mirası üstüne araştırmalar yapan Jordi Savall, ortaya çıkardığı eserleri ‘viola da gamba’sı ve Hesperion XXI adlı orkestrasıyla yorumluyor. Yeniden hayata kavuşturduğu eserleri tüm dünyadaki müzikseverlere ulaştıran sanatçı, duyguyla yüklü bir müzik evrenini milyonlarca müziksevere tanıtmasıyla erken dönem müziklerinin ve viola da gamba’nın koruyucusu sıfatını kazanıyor. Sanatçı, son albümünü ‘İstanbul 1710′da, Türk müziği bestecisi ve derlemecisi Boğdan Prensi Dimitri Kantemir’in ‘Edvar’ından seçtiği eserlerle oluşturmuş. Yalçın Tura’nın yorumlarıyla dilimize yeniden kazandırılan ‘Edvar’ adlı derleme çalışmasının tam adı ‘Kitabu İlmi’l musiki Ala Vechi’l –hurufat’, yani ‘Musikiyi Harflerle Tesbit ve İcra İlminin Kitabı’. 16. ve 17. yüzyılların Osmanlı müziğinin günümüze kadar gelebilmiş olmasında en önemli rolü oynayan kitapta, dokuzu Kantemiroğlu’na ait olmak üzere toplam 355 çalgısal eser yer alıyor. Jordi Savall, ‘Edvar’dan ve Kantemir’in yaşamından etkilenerek hazırlamış ‘İstanbul 1710′u. Sanatçının Doğu ve Batı medeniyetleri arasında kurduğu müzik köprülerinin üçüncü ayağı olarak nitelendirilen albüm, ‘Jerusalem (Kudüs) ‘ ve ‘Orient-Occident’ albümlerinin ardından Osmanlı coğrafyasına kapsamlı bir bakış içeriyor.

Avrupa Birliği’nin barış elçilerinden biri olan sanatçı; araştırmacı, yorumcu, öğretmen, proje yönetmeni nitelikleriyle tarihsel müziğe yeniden hayat veren en önemli yaratıcılardan biri kabul ediliyor. Alain Corneau’nun ‘Dünyanın Tüm Sabahları’ adlı filmine yaptığı müzikle 2001 yılında ‘En İyi Film Müziği Cesar Ödülü’nü kazanan Savall, yılda yaklaşık altı albüm kaydı ve 140 konserle dünyanın en üretken sanatçılarından biri. Kendi firması olan Alia Vox aracılığı ile eski çağların müziğinin elitist olmadığını kanıtlıyor ve bu müziği genç kuşaklara tanıtma işlevini üstleniyor. Bugün Jordi Savall’ın dünyanın dört bir köşesinde çok sayıda hayranı var ve yeni CD’leri sabırsızlıkla bekleniyor.

Müzik çalışmalarına çok erken yaşta başlayan Jordi Savall, Igualada Çocuk Korosu’ndaki günlerinde çelloya gönül verdi ve Barcelona Konservatuvarı’na yazıldı. Konservatuardan 1964 yılında çellist olarak mezun olduktan sonra, viola da gamba enstrümanı ve erken çağlar müziği üzerinde çalışmaya başladı. 1968′de İsviçre’nin Basel şehrindeki Schola Cantorum Basilensis’de ileri müzik çalışmalarını sürdürdü. Oradaki öğretmeni August Wenzinger’in izinden giderek master class’lar vermeye başladı. Otantik çalgıları büyük bir ustalıkla kullanan Jordi Savall, mükemmel tekniği ve tarihsel bilince dayalı yorumu ile müzik dünyasının yıldızlarından biri oldu.

‘Kudüs, İki Barışın Kenti’ başlıklı kitap-CD projesi ile 2008 yılında Müzik Akademisi’nin verdiği ‘Altın Orhphée’ ve müzik yazarlarının verdiği ‘Caecilia 2008′ ödüllerini kazanan sanatçı son olarak Cannes’da ‘Midem Klasik Müzik Ödülü 2010′u aldı. Jordi Savall, geçen yıl Almanya’da ‘Händelpreis der Stadt Halle 2009′ ve Katalan Hükümetine bağlı Ulusal Kültür ve Sanat Konseyi’nin verdiği ’2009 Ulusal Müzik Ödülü’nü kazandı. 170′i aşkın albümü bulunan Jordi Savall aralarında ‘Grand Prix de Disque’, ‘Double Disc of Gold’, ‘Diapason d’Or’un da bulunduğu pek çok ödüle sahip.

Jordi Savall, 9 Nisan’da Lütfi Kırdar’da vereceği konserde, son albümü ‘İstanbul 1710′da yer alan eserleri yorumlayacak. Osmanlı müziğinin Ermeni ve Yahudi ustalarının eserlerinin ağırlıkla yer alacağı konserin biletleri, Biletix’ten sağlanabiliyor.

Kaynak: haberler.com

Flamenko Olgusu ve Flamenko Tarihi…

23 Mart 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Müzik

flamenko Flamenko Olgusu ve Flamenko Tarihi...

Flamenko Nedir?

Aşkı, coşkuyu ve hayata başkaldırışı yüreklerimize taşıyan muhteşem Flamenko rüzgarının yaşam kaynağı Güney İspanya’dır ve Flamenko bize Cante (Şarkı), Baile (Dans) ve Toque (Gitar) aracılığı ile ulaşır. Güney İspanya’nın popüler halk müziği, zaman içinde çingenelerin aynı kültürden yaratmış oldukları folklorik müzik ile aynı duygu potasında eriyerek Flamenko duygusunu dünya müziğine kazandırmıştır. İspanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık bir anlamda Araplarla girmiştir. Bu anlamda Flamenkoda önem kazanan “Zambra, Zorongo, Zarabanda ve Fandango” gibi makamlar Arapça kökenlidir. Aslında “Zambras” terimi o zamanki müzisyenlere ya da bunların çaldıkları toplantılara verilen isimdir ki günümüzde halen Kanada’daki çingeneler, festivallerini “Zambras” olarak anmaktadırlar. Ne yazık ki bu döneme ait yazılı Arap müziğine örnekler elimize ulaşmamıştır, bununla birlikte bu müziğin bugün halen “Kuzey Afrika” ya da Ortadoğu’da var olan otantik müziği çağrıştırdığı bir gerçektir. İşte modern flamenko, bu müzikle belirli öğeleri paylaşır.

NOT: Şayet arap müziği ve flamenko ne alaka diyorsanız Tony Gatlif’in “Vengo” filmini izlemenizi tavsiye ederim. İspanya’nın güney kesimlerinde Endülüste çingeneler arasında geçen bir hikayeyi anlatıyor. Müzikal yönüyle öne çıkan bir film.

vengo Flamenko Olgusu ve Flamenko Tarihi...

İnsanlar için duygularını başkalarına aktarmak, hissettiklerini diğerleriyle paylaşmak gerçekten önemlidir, bunu “sanatla” gerçekleştirmek ise dünya kültürüne bırakılacak en güzel mirasdır. İşte bu anlamda Flamenko, yüzyıllardan beri, özellike İspanya’nın güneyinde, Arap kültüründen en çok etkilenmiş olan Endülüs bölgesinde, insanların duygularını anlatmak için kullandıkları çok eski ve derin bir sanat olarak ortaya çıkmış, biçemi, duygusu ve sunumundaki coşku ile de müzik evrenindeki önemli yerini almıştır.

Flamenko Tarihçesi

Tarihçesine bir göz attığımızda; gitar, dans ve şarkının tutkuyla harmanlandığı flamenkonun ilk olarak, 18. yüzyılın sonlarıyla 19. yüzyılın başlarinda Endülüsün Guadalquivir (Guadalkivir) vadisinin güneyinde Gitanos (hitanos) adı verilen çingeneler arasında ortaya çıktığını görürüz. Hindistan’dan göç eden çingenelerin yerel müzikleri, Bizans’in Visigothic (Vizigotik) kilise müziği ve Ortaçağda Endülüs’te yaşayan müslümanların ve yahudi İspanyollar’ın müzikleri zaman içinde Flamenko’nun genel yapısını oluşturmuştur. Geçmişine baktığımızda Flamenko’nun doğumu, bir bakıma “Derin şarkı – cante jondo” (Kante hondo) diye anılan tür ile olmuştur denilebilir. Cante Jondo (Kante Hondo); ezilmiş,dışlanmış ve bir kenara itilmiş Çingenelerin, çektikleri acılara, üzüntülere bir başkaldırısı gibidir. Yıllar içindeki değişim ve gelişimine karşın Jondura (Hordura) formu halen flamenko da bulunmakta ve bu formdaki şarkılar hala söylenmektedir. Başka bir örnekte Martinete formunda şarkıya eşlik eden tek ses; “örsü döven çekiç sesidir”, ve bu ses, o zamanlarda yoğunlukla demirci ve nalbantlarda çalışan Çingenelerin zorlu ortamlarını anlatır. Günümüzde Flamenko’nun bu türleri fazla popüler olmadığından olsa gerek, yalnızca otantik makamlar olarak “özel zamanlarda ve dinletilerde” seslendirilir. Örneğin flamenko’nun doğduğu yer olarak bilinen “Jerez de la Frontera’da (Herez de la Frontera)” bulunan ve flamenko kültürünü korumak için kurulan “Catedra de Flamencologia’da (Katedra de Flamenkolohia)”, Cuma akşamlari yapılan dinletilerde bu tür müziği izleme şansı bulunabilir.

Flamenko’da erkek şarkıcıya “Cantaor (Kantaor)” kadın şarkıcıya da “Cantaora” (Kantaora) denilmektedir. Erkek dansçılar “Bailaor (Baylaor)” , kadın dansçılarsa “Bailaora (Baylaora)” olarak anılır. Her ikisine de gitarıyla eşlik kişiye, erkek veya kadın oluşuna gore “Tocaor (Tokaor)” ya da “Tocaora (Tokaora) adı verilmektedir.

Paco De Lucia

Paco De Lucia

Önceleri şarkı ve dans ile başlayan flamenko müziğinde gitar, uzunca bir süre sadece eşlik aracı olarak kullanılmıştır. Ancak 1920 lerde; “Ramon Montoya, Nino Ricardo (Ninyo Rikardo) ve büyük Sabicas (Sabikas)” gibi büyük ustalarla birlikte gitar yalnız başına kullanılmaya başlamıştır. Bu aşamada Nino Ricardo’nun öğrencisi ve efsanevi gitar ustası Paco de Lucia’ya ayrı bir paragraf açmak kaçınılmaz olmaktadır. Algeciras ta, 1947 yılında doğan Paco de Lucia, çok küçük yaşlarda tüm teknik becerileri edinmiş, 14 yaşına geldiğinde ise öğretmeni artık kendisine öğretecek şeyi olmadığını açık yüreklilikle söylemistir. Bu kadar genç bir yaşta, böylesi bir övgüye değer bulunan Paco de Lucia, gerek tekniği, gerek müzikalitesiyle kendisinden sonra gelen tüm flamenko gitarcıları etkilemiş, kendinden sonra gelen kuşak için adeta bir simge haline gelmiştir.

Klasik Flamenko müziğinde efsaneleşmiş bir diğer büyük usta Paco Pena (Pako Penya) dışında, günümüzde de modern flamenko’yu dünyaya tanıtan; Paco Serrano, Miguel De Vega (El Nino Miguel), Victor Monge “Serranito”, Manolo Sanlucar, Enrico De Melchor (De Melçor) gibi ustalarla, ışıltılı bir tekniğe sahip Gerlaro Nunez (Herardo Nunyez), Vicente Amigo, Tomatito, Moraito, El Viejin (El Biehin), Rafael Riqueni (rikeni), Juan Carmona (Huan Karmona) gibi genç virtüözler, -bu müziği zaman zaman diğer bir evrensel müzik tarzı olan caz müziğinin armonileriyle de harmanlayarak- Solo Flamenko gitarın hak ettiği yere ulaşmasında büyük rol üstlenmektedirler.

Yukardaki gitar ustalarının yanısıra; “Antonio Gades”, “Antonio Marquez (Markez)” ve “Joaquin Cortez (Hoakin Kortez)” , Cristina Hoyos (Kristina Oyos) gibi uluslararası üne sahip dansçılar sayesinde, flamenko müziğinin dünyadaki popülerliği hızla artmaktadır. Aynı paralelde olmak üzere ülkemizde de gerek dans, gerekse gitar anlamında falmenko’ya olan ilgi memnuniyet verici bir ivme kazanmış görünmektedir. Flamenko’nun bazı yönleriyle Türk müziği ile benzerlikler göstermesinin de bu konuda etkili olduğu bir gerçektir.

Google Tv teknolojisine de el attı

21 Mart 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori Haber

Dünyanın en büyük arama motoru Google, Sony ve Intel ortaklığında yeni bir televizyon sistemi geliştirdi.

Google, televizyon teknolojisinde yeni bir dönem başlatmaya hazırlanıyor. Dünyanın en büyük ikinci markası olan şirket, doğrudan internet bağlantısı olan, televizyon kanalları dışında her türlü sosyal ağ sitesine, YouTube gibi video paylaşım sitelerine erişim imkanı veren bir ‘TV settop box’  (setüstü alıcı) üretti.

New York Times ‘ın haberine göre Sony, İntel ve Google güçlerini ‘Google TV’ yi yaratmak için birleştirdi. Gazete, büyük gizililik içinde yürütülen çalışmalar sonucunda prototipin hazır hale getirildiğini öne sürdü.

Alıcı kutusunda işlemci olarak Intel Atom, işletim sistemi olarak da Google’ın geliştiridiği açık kaynaklı Android kullanılıyor. Habere göre Google Dish Network’le anlaşma yaparak uydu yayın testlerine şimdiden başladı.

Google, bağlandığı televizyonları internete bağlı bir iletişim ve eğlence merkezi haline getirecek kutuyla birlikte verilmek üzere bir de özel klavye planlıyor. Firmanın bu özel klavyeyi geliştirmesi için Logitech’le birlikte çalıştığı söyleniyor.

Gazetede yer alan yoruma göre, Google’ı kendi akıllı cep telefonu modelini çıkarmasına iten ‘internet ve dijital eğlence sektöründe reklam payını koruma’ güdüsü yeni televizyon girişiminde de etkili oldu.

Yeni geliştirilen televizyon sisteminin dünya çapında mı yoksa sadece ABD’de mi satışa sunulacağı henüz bilnmiyor.

Sonraki yazılar »