Manşet Videoda bu hafta => Toni Braxton – Un Break My Heart

01 Mart 2010 Yazan AghaRTA  
Kategori GENEL, Manşet Video

toni braxton Manşet Videoda bu hafta => Toni Braxton   Un Break My HeartBu hafta saygıdeğer kardeşim Cihan’ın (nothing) bölümü olan Manşet videoya el koyuyorum ve biraz eskilere gidiyoruz. Ortaokul yıllarımda bulunduğum ilçeden dolayı kısıtlı radyo frekansları, kulağıma hitap etmeyen radyo programları yaparlardı. Haftanın sadece bir günü (hangi gün olduğunu hatırlamıyorum) yabancı müzik (R&B, soul, jazz, pop) yayını yapan TRT Radyosunu dört gözle beklerdim. Elimde 1970 lerde babamın askerlik günlerinden kalma bir radyo&kasetçalar ve eski bir kaset…Çalınan her parçayı kaydederdim dj’in konuşmalarını atlayarak. İlk yabancı karışık kasetimi bu şekilde kendim oluşturmuştum :) Sıfır ingilizce ile dinlediğim söyleyenini bile bilmediğim bu parçalardan bir tanesi Toni Braxton’un “Un Break My Heart” parçasıydı ve aralarında en çok dinlediğim parçada buydu. Yaklaşık 12-13 sene önce duyduğum ve hala dinlemekten fazlasıyla keyif aldığım bu parçayı Manşet Video ile paylaşmak istedim. Ayrıca yazıda Toni Braxton hakında bilgiler de yer alıyor. Umarım faydalı olur. Keyifli dinlemeler…

Toni Braxton Biyografi

Toni Michelle Braxton veya bilinen adıyla Toni Boraxton, 7 Ekim 1967 doğumludur ünlü bir ABD’li R&B şarkıcısıdır. Braxton, çoğunlukla boğuk alto sesiyle tanındığı gibi, altı Grammy ödülü almış ve dünya çapında kırk milyon albüm satışı elde etmiştir.

Bir rahibin kızı olarak dünyaya gelen Braxton, küçüklüğünden başlayarak müziğe ilgi duymaya başladı. Daha sonra, diğer dört kız kardeşiyle beraber (Traci, Trina, Towanda ve Tamar) The Braxtons adıyla seksenlerde şarkı söylemeye başladılar. Daha sonra 1989′da ilk albümlerini çıkaran grup, her ne kadar başarılı olamasalar da, ünlü yapımcı Babyface’in dikkatini çekti. Sırasıyla kardeşlerin birkaçına albüm yapan Babyface, Toni’nin en yetenekli ve en ilgi odağındaki kardeş olduğunu farketti.

1993′te ilk albümü, Toni Braxton‘ı yayımlayan sanatçı, çok geçmeden Amerikan albüm listesinde zirveye oturdu. Daha sonra çalışmalarına hız veren sanatçı 1996′da çıkardığı “You’re Makin’ Me High” ve “Un-Break My Heart” adındaki şarkılarıyla Amerikan müzik listesinde zirveye oturan sanatçı, buna rağmen ikinci albümüyle albüm listesinde iki numarada kaldı. Ancak çoğu eleştirmene göre, ikinci albüm, ilk albüme göre daha başarılıdır.

Bu başarıların ardından 2000′de 2002′de ve 2005′te diğer albümlerini çıkaran sanatçı sırasıyla iki, on üç ve dört numarayı gördü.

Albümleri:

  • “Toni Braxton” – 1993 
  • “Secrets” – 1996
  • “The Heat” – 2000
  • “More Than a Woman” – 2002
  • “Libra” – 2005
  • Un Break My Heart Şarkı Sözleri:

    Don`t leave me in all this pain
    [beni bu kadar acının içinde bırakma]

    Don`t leave me out in the rain
    [beni dışarda yağmurda bırakma]

    Come back and bring back my smile
    [geri dön ve gülümseyişimi bana geri getir]

    Come and take these tears away
    [gel ve bu gözyaşlarını al götür ]

    I need your arms to hold me now
    [kollarının beni sarmasına ihtiyacım var]

    The nights are so unkind
    [geceler o kadar zalim ki ]

    Bring back those nights when I held you beside me
    [yanıbaşımdaki sana sarıldığım o geceleri bana geri getir]

    1:

    Un-break my heart
    [kalbimi birleştir]

    Say you`ll love me again
    [beni seveceğini söyle yeniden]

    Un-do this hurt you caused
    [sebep olduğun bu acıları yok et]

    When you walked out the door
    [kapıdan dışarı yürüdüğünde ]

    And walked outta my life
    [ve hayatımdan çıktığında ki]

    Un-cry these tears
    [bu gözyaşlarını geri al]

    I cried so many nights
    [çoğu gece ağladım]

    Un-break my heart, my heart
    [kalbimi birleştir , kalbimi ]

    Take back that sad word good-bye
    [hüzün sözcüğü elvedayı geri al]

    Bring back the joy to my life
    [hayatıma neşeyi geri getir]

    Don`t leave me here with these tears
    [bu gözyaşlarıyla beni burada bırakma]

    Come and kiss this pain away
    [gel ve öp bu acılar gitsin]

    I can`t forget the day you left
    [beni terkettiğin günü unutamıyorum]

    Time is so unkind
    [zaman o kadar zalim ki]

    And life is so cruel without you here beside me
    [ve yanıbaşımda sen olmadan hayat o kadar acımasız ki]

    1 tekrar

    Don`t leave me in all this pain
    [beni bu kadar acının içinde bırakma]

    Don`t leave me out in the rain
    [beni dışarda yağmurda bırakma]

    Bring back the nights when I held you beside me
    [yanıbaşımda sana sarıldığım geceleri geri getir ]

    1 tekrar

    Un-break my
    [birleştir benim]

    Un-break my heart, oh baby
    [kalbimi birleştir, oh bebek]

    Come back and say you love me
    [geri gel ve aşkını söyle bana]

    Un-break my heart
    [kalbim birleştir]

    Sweet darlin`
    [tatlı sevgilim]

    Without you I just can`t go on
    [sensiz devam edemeyeceğim]

    Can`t go on
    [devam edemeyeceğim]

    Manşet Video – Amy Winehouse – Back to Black (2007)

    01 Ocak 2010 Yazan nothing  
    Kategori GENEL, Manşet Video, Müzik

    amy Manşet Video   Amy Winehouse   Back to Black (2007)

    İngiliz caz, soul kraliçesi Amy Winehouse’ ın 2007′ de yayımlanan albümünden, albümle aynı ismi taşıyan şarkısını Manşet Video bölümünde paylaşıyoruz. ntvmsnbc.com’ un son on yılın en iyi albümleri seçkisinden gözüme çarpan albüm gerçekten oldukça başarılı. Albümü dikkate alıp dinlemekte gerçekten çok geç kalmışım. Daha önce zaman içinde birkaç performansını dinlemiş olsam da albümün tümünü dinleyene kadar keşfedememişliğimin pişmanlığını yaşadım. “Çaylak, boşvermiş” yaşam tarzı sesine de yansımış. Sahnedeki hali gerçekten çok tuhaf. Canlı performanslarından birini izleyince hak vereceksiniz. Öneriyoruz.

    Sözler:

    Back to Black

    he left no time to regret
    kept his dick wet
    “with his same old safe bet
    me and my head high
    and my tears dry…”

    get on without my guy
    you went back to what you knew
    so far removed from all that we went through
    and i tread a troubled track
    my odds are stacked
    i’ll go back to black

    we only said good-bye with words
    i died a hundred times
    “you go back to her
    and i go back to…..”

    i go back to us

    i love you much
    it’s not enough
    you love blow and i love puff
    “and life is like a pipe
    and i’m a tiny penny rolling up the walls inside”

    we only said goodbye with words
    i died a hundred times
    you go back to her
    and i go back to

    black, black, black, black, black, black, black,
    i go back to
    i go back to

    we only said good-bye with words
    i died a hundred times
    you go back to her
    and i go back to

    we only said good-bye with words
    i died a hundred times
    you go back to her
    and i go back to black

    Türkçe

    bana pişman olacak vakit bırakmadı
    kuyruğunu dik tuttu
    eski emin tavrıyla
    ben,başım dik
    ve gözyaşlarım kuru

    adamım olmadan yoluma devam ettim
    bildiğin yola geri döndün
    beraber yürüdüğümüz yoldan çok uzaklara gittin
    ve ben de belalı bir yola girdim
    saçmalıklarım boyumu aştı
    siyaha geri döneceğim yine

    sadece kelimelerle vedalaştık
    yüz defa öldüm ben
    sen o kadına geri döndün
    ve ben de ‘biz’e geri döndüm

    seni çok seviyorum
    ama bu yeterli değil
    sen esip gürlemeyi seviyorsun bense serinliği
    ve hayat bir tünel gibi
    bense küçük bir meteliğim sağa sola çarparak yuvarlanan

    sadece kelimelerle vedalaştık
    yüz defa öldüm ben
    sen o kadına geri döndün
    ve ben de ‘siyah’a geri döndüm

    siyaha,siyaha,siyaha,siyaha,siyaha…
    geri döndüm
    geri döndüm

    sadece kelimelerle vedalaştık
    yüz defa öldüm ben
    sen o kadına geri döndün
    ve ben de ‘siyah’a geri döndüm

    Amy Winehouse Kimdir?

    Amy Jade Winehouse, İngiliz soul, caz ve R&B bestecisi ve şarkıcısı.

    14 Eylül 1983 yılında, kendisiyle aynı müzik sevgisini paylaşan eczacı bir annenin ve taksi şoförü bir babanın kızı olarak, Londra’nın kuzey bölgesindeki Southgate’te dünyaya geldi. Southgate’in varoşlarında büyüyen Winehouse, çoğu caz müzisyeni olan akrabalarının da etkisiyle müzikle ilgilenmeye başladı. Eğitimine Southgate School’da başlayan Winehouse, daha sonra Ashmole School’a gitmek için okulundan ayrıldı.

    13 yaşına geldiğinde ilk kez kendi gitarına sahip oldu ve bir sene içinde kendi bestelerini yapmaya başladı. Bu yıllar aynı zamanda Winehouse’un uyuşturucuyla tanışmaya başladığı yıllar oldu.

    20 Ekim 2003 yılında, yapımcılığını Salaami Remi’nin üstlendiği albümü “Frank” albümü yayınlandı. Genel olarak caz etkileşimlerinin yer aldığı bu albümdeki bestelerin tamamının yapımında Winehouse’da etkin rol üstlendi. Winehouse, iyi eleştiriler alan bu albümle adından söz ettirmeye başlamış oldu. “Frank” albümü ile 2004 yılında, İngiletere’nin en iyi kadın solisti ödülüne aday oldu. Aynı yıl Ivor Novello beste yarışmasında, en iyi modern beste ödülünü kazandı.

    İlk albümün yayınlanmasının ardından yaklaşık 18 ay boyunca beste yapmayan Winehouse, tekrar çalışmaya başlayarak 30 Ekim 2006 tarihinde “Black to Black” albümünü, yine Salam Remi’nin prodüktörlüğünde yayınladı. Bu albüm İngiltere listelerinde farklı zamanlarda bir numaraya çıkarak büyük bir başarı yakaladı. Black to Black albümünün ardından gelen single çalışmalarından “Rehab”, ulusal listelerde 7 numaraya kadar yükseldi. Aynı yıl MTV Müzik Ödülleri’nde gerçekleştirdiği performans sonrası bu şarkı, Time dergisi tarafından 2007 yılında, yılın en iyi on şarkısından biri olarak gösterildi.

    8 Ocak 2007 tarihinde, aynı albümün ikinci single çalışması olan “You Know I’m No Good”u yayınlayan Winehouse’a şarkının rap vokallerinde Ghostface Killah eşlik etti.

    Albümlerinin Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanmasının ardından, uluslararası ünü daha da artan Winehouse, bu ülkede yakaladığı başarı ile bir ilke imza atarak, gelmiş geçmiş en iyi çıkış yapan yabancı kadın vokal olarak nitelendirildi.

    Spekülatif hareketleri ve açıklamalarıyla magazin basınının peşini bırakmadığı Winehouse, bugünlerde yeniden uyuşturucu kullandığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya.

    Albümleri :
    2006 Black to Black
    2003 Frank

    Ödülleri :
    2008 – Grammy Ödülleri; En İyi Pop Vokal Albümü adaylığı, En İyi Kadın Pop Vokal Performansı adaylığı, En İyi Yeni Şarkıcı adaylığı, En İyi Şarkı (Rehab) adaylığı, Yılın Albümü adaylığı.
    2008 – Brit Awards; En İyi İngiliz Şarkıcı Ödülü adaylığı.
    2007 – Vibe Awards; Yılın Sanatçısı Ödülü adaylığı.
    2007 – MTV Avrupa Müzik Ödülleri; Yılın Albümü adaylığı, En İyi Yeni Sanatçı Ödülü adaylığı.
    2007 – MOBO Awards; En İyi İngiliz Kadın Sanatçı Ödülü
    2007 – Ivor Novello En İyi Modern Şarkı Ödülü (Rehab)
    2004 – Brit Awards – En İyi Kadın Sanatçı Ödülü adaylığı
    2004 – Ivor Novello En İyi Modern Şarkı Ödülü (Stronger Than Me)

    Manşet Video – Sertap Erener – Dargın Değilim (Fahir Atakoğlu)

    10 Ekim 2009 Yazan nothing  
    Kategori GENEL, Manşet Video, Müzik

    sertab Manşet Video   Sertap Erener   Dargın Değilim (Fahir Atakoğlu)

    Aslında son zamanlarda Levent Yüksel’ in Kadın Şarkıları albümünden zevkle dinlediğim bu şarkıyı Sertab’ ın ilk yorumuyla size sunmak istedim. Bestesi gerçekten müzikal birikimine saygı duyduğum Fahir Atakoğlu’ na ait.

    Bir umut şarkısı değil, daha çok kimi zaman herkesin başına gelen türden bir üzüntü, keder hali. Samimiyetle bir özür gibi. İyi seyirler.

    Sertab Erener Kimdir?

    Müziğe olan tutkusu ve soprano olarak gördüğü ilgiyle Sertab Erener’in farklılığı henüz İstanbul Devlet Konservatuarındakı öğrencilik yıllarında göze çarptı. 1990’ların başında, Sezen Aksu’nun yanısıra bir çok ünlü sanatçıyla aynı sahneyi paylaştı. 1992’de yine Sezen Aksu’nun desteğiyle ilk albümü ‘Sakin ol’u çıkardı. Bu albümün tirajı 1 milyonu aşmasıyla beraber Türkiye’nin en iyi satan ve çıkış yapan albümü oldu. Sertab Erener’in ikinci çalışması ‘Lal’ 1994’te yayınlandı. Ardından 1997’de Demir Demirkan’ın prodüktörlüğünü yaptığı ‘Sertab gibi’ ve 2001’de ‘Turuncu’ isimli albümleri çıktı.

    Sertab Erener, Türkiye’de benzeri olmayan müzik kariyerinde bu güne kadar 5 milyona yakın albüm sattı ve sayısız ödül aldı. Opera’dan pop’a kadar bir çok müzik türünü kapsayan ses yeteneği ve olağanüstü sahne performansı sayesinde Jose Carreras ve Ricky Martin gibi dünyaca ünlü sanatçılarla çalıştı. Türkiye’nin en iyi satan bayan pop sanatçısı olarak Sertab Erener’in bir sonraki hedefi Avrupa’ya açılmak oldu ve bunun ilk adımı, Ricky Martin ile kaydettiği ‘Private Emotion’ adlı single ile atıldı. Bu düet, Latin Amerika’lı sanatçının 1999’da yayınlanan albümünün Türkiye ve Ortadoğu baskısında yer aldı.

    Kısa bir zaman sonra Sertab’ın ilk dönem kayıtlarından bir olan ‘Lal’, 500’den fazla parçanın bulunduğu Sony Music ‘Soundtrack for a Century’ compilation set’inde tek Türkçe şarkı olarak yer aldı. Şubat 2000’de Avrupa için hazırlanmış ve kendi ismini taşıyan ilk Avrupa albümü yayınlandı. Albümün Avrupa medyasına tanıtımı Brüksel’de muhteşem bir show ile gerçekleşti ve Sertab’ın çok sayıda konser verdiği ve önemli festivallere katıldığı Benelux ülkelerinde büyük beğeni kazandı.

    24 Mayıs 2003’te, Letonya’nın başkenti Riga’da sözleri Demir Demirkan’a, müziği ise Demir Demirkan ve kendisine ait ‘Everyway that I can’ adlı parça ve Eurovizyon’un gördüğü en iddiali performans ile ilk kez Eurovizyon birinciliğini Türkiye’ye getirmeyi başarmıştır. Bu başarı sayesinde sanatçı tüm Avrupa’da dikkati üzerine çekmiştir. 2005 senesinde Danimarka’da gerçekleşen Eurovizyon 50. Yıl kutlamasında ise ‘Everyway that I can’, 50 yıl içerisinde yarışmış 1000 parçanın arasından 9’uncu seçilmiştir. ‘Everyway that I can’ 2003 yazında haftalarca Avrupa müzik market satış listelerinde 1 numara oldu ve Almanya ve İsviçre’de top 10; İspanya, Avusturya, Belçika ve Hollanda’da top 5’e yükseldi. İsveç ve Yunanistan’da ise 4 hafta boyunca 1 numarada kalmayı başardı. Elde ettiği yüksek satış rakamı nedeniyle Sertab Erener’e Yunanistan’da Platin Plak ödülü verildi. ‘Everyway that I can’, İsrail, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’da hit oldu ve İngiltere’de top 75’den listelere girmeyi başardı. Eurovision başarısının ardından 2004 yılınında ‘No Boundaries’ isimli ilk İngilizce albüm piyasaya çıktı ve Almanya, Hollanda, İsveç, İsviçre, Avusturya, Belçika, İspanya, Yunanistan, İngiltere, Polonya, Çek Cumhuriyeti gibi pek çok Avrupa ülkesi müzik marketlerinde yer aldı. Albümde Demir Demirkan, Anggun, Galleon Grubundan Gilles Luka, Philippe Laurent ve Peter Kvint gibi çok sayıda uluslararası söz yazarı, besteci ve prodüktör yer aldı. Aynı dönemde Sertab Erener’in yorumladığı Bob Dylon parçası ‘One More Cup of Coffee’ Penelope Cruz, Jessica Lange, John Goodman ve Jeff Bridges’ın baş rollerini paylaştığı ‘Masked and Anonymous’ adlı Hollywood yapımı filmin soundtrack albümünde yayınlandı. ‘No Boundaries’, Haziran 2004’te Japonya’da piyasaya çıktı ve Japon dinleyiciler tarafından büyük beğeni kazandı. Albümün çıkış şarkısı olan ‘Here I Am’, “A Tale of Two Sisters” adlı Japon-Kore yapımı filmin tanıtım müziği olarak kullanıldı ve filmin soundtrack albümünde yer aldı. Sertab Erener, albüm tanıtımı ve film galası için gittiği Japonya’nın başkenti Tokyo’da, Japon medyası tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Eurovizyon başarısının ardından tüm Avrupa ve Uzak Doğu’da adını duyuran Sertab Erener, Mayıs 2005’te ‘Aşk Ölmez’ isimili Türkçe albümünü piyasaya çıkardı.

    Haziran 2005’te, Türkiye ve birçok yabancı ülkede vizyona giren Fatih Akın belgeseli ‘Crossing the Bridge – Sound of İstanbul’ için, Madonna’nın ‘Music’ parçasını yorumlaması ile beraber filmin soundtrack albümünde önemli bir yer almış bulunmaktadır. 2007 senesinin Mayıs ayında ‘Sertab goes to the Club – with Murat Uncuoğlu & Aytekin Kurt’ albümü piyasaya çıktı. Bu albümde Sertab’ın en sevilen şarkıları, elektronik müziğin önemli isimleri Murat Uncuoğlu ve Aytekin Kurt tarafından farklı ve modern bir tarzda düzenlenip, elektronik bir sound ile yeniden hayat buldu. 2007 yazında Demir Demirkan’ın beste ve prodüktörlüğünü yaptığı ‘I Remember Now’ adlı İngilizce single parçayı, farklı kültürler arasında hoşgörü ve saygıyı hedefleyen sosyal sorumluluk projesi DRUM (Dialogue, Respect and Understanding through Music) için yorumladı. 2007’nin Ekim ayında ise dünyanın en prestijli konser solanlarından New York Carnegie Hall ve Oscar törenlerinin tertip edildiği Los Angeles Kodak Theatre’da Fahir Atakoğlu ile birlikte verdiği konserlerde Amerika’da hayranlarıyla buluşmuştur.

    Sertab Erener Eylül 2007’de kariyerinin 15. yılını, Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda ‘Otobiyografi’ adını verdiği ve Sezen Aksu, Levent Yüksel, Demir Demirkan, Fahir Atakoğlu, Nil Karaibrahimgil gibi sanatçıları konuk ettiği muhteşem bir konser ile kutladı. Bu konser, 2008 senesinin Aralık ayında DVD olarak piyasaya çıktı. Sertab Erener’in sadece bir kez gerçekleştirdiği “Otobiyografi” adlı konserin yanı sıra, sanatçının yakın dostlarıyla yapılan özel röportajları da içeren DVD, Sertab Erener hayranları için koleksiyonlarında yer alacak en değerli arşiv olmaya aday gibi görünüyor. “Otobiyografi” DVD’sinde konserdeki formata uygun olarak; “Yaşamla Ölüm Arasında”, “Yeniden Doğuş”, ve “Aşk” adlı üç bölüm yer alıyor. Yerli-yabancı bir çok usta ismin 2 yıllık yoğun çalışmasının ürünü olan “Otobiyografi”, Türkiye’de piyasaya çıkan ilk High Definition ve 5.1 Surround Sound DVD olma özelliklerini de taşıyor. On beş yılı aşan müzikal kariyerini görkemli bir eserle taçlandıran Sertab Erener’in “Otobiyografi” adlı muhteşem DVD’sine sanatçının hayranları büyük ilgi gösteriyor.

    Eurovision birincilikleriyle müziğimizi uluslararası alana taşımayı başaran Sertab Erener ve Demir Demirkan, on yıldır birlikte sürdürdükleri müzikal çalışmalarını kurdukları ‘Painted on Water’ grubunun ‘Ebru’ isimli yepyeni bir projeyle taçlandırdı. Demir Demirkan’ın prodüktörlüğünü yaptığı bu çalışma, co-prodüktör olarak sayısız Grammy sahibi önemli isim Jay Newland ve Mike Stern, Al di Meola, Dave Weckl, Trilok Gurtu, Alan Pasqua, Kai Eckhardt ve Sabri Tuluğ Tırpan gibi dünyanın en prestijli sanatçıları ile beraber Los Angeles ve New York’ta, yine dünyanın en iyi stüdyoları arasında gelen Henson ve Montana Stüdyolarında kaydedilmiştir. “Ebru” temasıyla hazırlanan bu muhteşem projeyle türkülerimiz yepyeni, uluslararası bir forma taşındı. Anadolu’nun farklı bölgelerinden yöresel ezgilerin modern melodilerle yeniden düzenlendiği, sözlerin İngilizce’ye uyarlandığı ve dünyanın pek çok seçkin kentinde sahne performansı olarak da sergilenen “Painted on Water” CD’si Haziran 2009’da piyasaya çıkmıştır.

    Sanatçının “Bu Böyle” isimli single’ı 12 Haziran 2009’da piyasaya çıkmıştır.

    Kaynak: http://www.sertab.com

     

    fahir Manşet Video   Sertap Erener   Dargın Değilim (Fahir Atakoğlu)

    Fahir Atakoğlu Kimdir:

    İstanbul doğumlu olan Fahir Atakoğlu, başarısı pek çok uluslararası ödülle tescillenmiş ünlü bir piyanist ve bestecidir. Senfonik çalışmaları ve film müzikleri ile dikkat çeken Fahir Atakoğlu’nun çalışmaları Avrupa’da ve özellikle de Amerika’da pek çok müzik festivalinde icra edilmiştir. Atakoğlu’nun halen Avrupa, Japonya ve Kuzey Amerika’da sürekli artan bir dinleyici kitlesi bulunmaktadır. Müziğindeki kendine has ritmik, melodik ve armonik özellikleri besteci duyarlılığıyla birleştirerek dinleyicilerine ulaştıran Atakoğlu’nun müziği aslında onun olağanüstü yeteneğinin de göstergesi… Değişik müzik kültürlerini harmanlayan müziğindeki orijinalliğin yanı sıra kendi doğduğu topraklarla kurduğu muhteşem bağ dikkat çekicidir. 1996′dan bu yana pek çok ulusal ve uluslararası yapım için jingle, belgesel ve film müzikleri hazırlamaktadır. 1994′te çıkan ilk albümünü takiben aralarında Amerika’nın bulunduğu 17 ülkede toplam 14 albüm çıkarmış olan Atakoğlu’nun albümleri bugüne kadar 2 milyondan fazla satış yapmıştır. Atakoğlu, 2000 yılında Milano Film Festivali’nde ‘Büyükada’da Sürgün’ belgeseliyle birincilik ödülünü kazandı. Atakoğlu bunun yanı sıra 2002′de Yunanistan’da 400 binden fazla satan ve Mega Channel tarafından verilen ‘En iyi Şarkı’ Ödülü’nü alan ‘Telos Dios Telos’ ile de önemli bir çıkış yakaladı. Jazz dünyasının önemli dergilerinden Jazziz Fahir Atakoğlu’nun ‘IF’ albümüne beğendiklerimiz bölümünde yer verdi. ‘IF’ albümünü ‘yüksek enerjili ve derinlemesine lirik’ şeklinde özetleyen Jazziz Dergisi Fahir Atakoğlu’nun müziğine gerçek anlamda küresel jazz tanımını yakıştırdı. Jazz Times Dergisi ise ‘IF’ albümünde, tartışılmaz bir yetenek, geçerlilik ve özgürlüğün izleri görüldüğünü, özellikle Fahir Atakoğlu’nun yoğun, girift, perküsyon ve ritim ağrılıklı piyano- trio tarzını henüz tanımayanlar için eşsiz bir deneyim vaat ettiğini söyledi. Ayrıca Atlantic Records’un kurucusu Ahmet Ertegün Fahir Atakoğlu için, ” Bugün Avrupa’nın en önemli piyanist ve bestecilerinden biridir… Müzik dünyasının zirvedeki isimlerinden biridir” dedi.

    Kaynak: http://www.fahiratakoglu.com

    Manşet Video – Wake Me Up When September Ends – Green Day

    20 Eylül 2009 Yazan nothing  
    Kategori GENEL, Manşet Video, Müzik

    green1 Manşet Video   Wake Me Up When September Ends   Green Day

    Bu hafta sizlere manşet video bölümünde Green Day’ in 11 Eylül ve sonrası yaşananlara ve özellikle Irak istilasına gönderme olan Wake Me Up When September Ends isimli şarkılarını öneriyoruz. Klip oldukça etkileyici. Grup muhalif kimliğini, savaşa karşı olan tutumlarını çok iyi yansıtmış. Öneriyoruz.

    Grup Hakkında Bilgi

    Beşinci sınıftayken tanışan ve birbirini her anlamda tamamlayan Kaliforniyalı iki genç; Billie Joe ve Mike yanlarına Al Sobrante’yi de alıp Sweet Children ismini verdikleri grubu kurarak müzik hayatına atıldılar ve yerel barlarda çalmaya başladılar.1989 yılına gelindiğinde Sweet Children yerine Green Day’e bıraktı ve ilk EP 1,000 Hours yayınlandı.EP yayınlandıktan kısa zaman sonra Al öğrenimine devam etmek için gruptan ayrıldı ve Frank Edwin Wright III ya da bildiğimiz adıyla Tré Cool gruba dahil oldu.

    1,000 Hours’un yayınlandıktan kısa süre sonra 1990 yılında ilk albümleri 1039Smoothed Out Slappy Hours yayınlandı. Albüm çok beğenilmesine rağmen asıl ses getiren albümleri 1992 yılında yayınladıkları Keplunk! oldu.

    1994 yılında grubun kaderi tamamen değişti. Yayınladıkları üçüncü albüm Dookie ülke çapında çok büyük bir yankı uyandırdı.Albümün singleları Longview,Basketcase ve When I Come Around listelerde büyük başarı elde etti ve videoları MTV’nin en gözde videolarına dönüştü. When I Come Around’un en iyi alternatif performans dalında aldığı Grammy aldı ancak bu Dookie için daha başlangıçtı. Basketcase ’95 MTV Video Müzik ödüllerine dokuz dalda aday oldu ve hepsini kazandı.Dookie çok az albümün alabildiği “platin albüm sertifikası”nı aldı
    .
    1995 yılında Insomniac albümü piyasa çıktı. Dookie kadar ilgi görmese de iki milyonu aşkın sattı. Brain Stew ve Geek Stink Breath single beğeni kazandı. Çok uzun süren turne grubu fazlasıyla yordu ve bu nedenle Avrupa turnesini iptal edip kendilerine ve ailelerine zaman ayırmaya karar verdiler. Üç dalda Amerika Müzik ödüllerine ve Walking Contradiction videosuyla en iyi video dalında Grammy’ye aday gösterildiler ancak kazanamadılar.

    İki yıllık dinlenme sürecinin ardından 14 Ekim 1997 tarihinde Green Day Nimrod ile geri döndü.Nimrod ilk haftada 80,000 sattı ve Redundant, Hitchin’ A Ride ve Time of Your Life (Good Riddance) singleları fazlasıyla sevildi.Time of Your Life en iyi alternatif video dalında MTV’den ödül aldı.

    2000 yılının sonlarına gelindiğinde Green Day Warning ile karşımızdaydı.Warning diğer albümlerden farklı, daha orijinaldi,grubun artık olgunlaştığını gösteriyordu. Her ne kadar hayranlar eski Green Day’e alışmış olsa da bu farklı Green Day de onların hoşuna gitti. Minority ve Warning singleları listelerde bir numara oldu. Warning aldığı ödüllerle de kendini kanıtladı; Kaliforniya Müzik Ödüllerinden en iyi albüm, en iyi punk rockska albümü, en iyi grup, en iyi.erkek vokalist, en iyi basçı, en iyi baterist, en iyi şarkı sözü yazarı, en iyi grup olmak üzere sekiz ödülle döndü.

    Dört başarılı albümün ardından 2001 yılında International Superhits adlı 17 hit şarkı ve 2 yeni şarkıdan oluşan bir albüm yayınladılar. Albüm 1,2 milyon sattı ve platin albüm sertifikası aldı. Bu albümden bir yıl sonra singleda olan ama albümlerde bulunmayan şarkılardan oluşan Shenanigans isimli bir albüm daha yayınladılar ancak bu albümden video yayınlanmadı.

    Shenanigans’dan sonra uzun bir sessizliğe bürünen grup işleri yavaştan alıp 2004 yılında American Idiot ile döndüler. America Idiot bir punk rock operaydı aynı zamanda politik idi. 11 Eylül saldırıları grubu etkilemiş ve politik şarkılar yazmalarına neden olmuştu. İlk olarak American Idiot single albüm çıkmadan bir ay önce yayınlandı ve büyük bir etki yarattı. Albüm çıkıtığı hafta binlerce sattı. Boulevard of Broken Dreams single ise Green Day’in Time of Your Life’dan sonra en büyük hiti oldu. Albüm çıkalı iki ay olmadan ödüller almaya başladı. Albüm iki Grammy dahil yaklaşık yirmi beş tane ödül aldı. Bu albümle birlikte üçünce kez dünya çapında turneye çıkan grup çok büyük kitlelere ulaştı. American Idiot Green Day için dönüm noktası oldu.

    American Idiot turnesinin Londra ayağında verdikleri The Milton Keynes Bowl konserinde 65,000 kişiye şarkılarını söylediler. Bu konser kaydedildi ve American Idiot videolarının yönetmeni Sam Bayer tarafından DVD olarak hazırlandı. Bullet In A Bible adını verdikleri DVD’de sahne arkası görüntüler ve her şarkıyla ilgili grup üyelerinin görüşlerini anlattığı röportajlar da yer alıyor.

    Green Day şuan 2008 yılında çıkması muhtemel yeni albümü üzerinde çalışıyor. Albüm için otuzdan fazla parçaları olduğunu ve yine çarpıcı bir albümle geri döneceklerini söylüyorlar. Bu dönem içinde hayır işlerine de katılmayı ihmal etmeyen grup Katrina Kasırgası kurbanları için U2 ile birlikte hazırladıkları Skids coverı The Saint are Coming single’ı 2006 sonbaharında çıkardı ve tüm gelirini kasırga kurbalarını için kurulan vakfa bağışladı. Darfur’daki soykırama dikkat çekme ve yardım için Uluslararası Af Örgütünün önderliğinde hazırlanan ve John Lennon coverlarından oluşan Instant Karma adlı albümde yer aldılar. Bir çok önemli isimin bulunduğu albümde Green Day Lennon’ın Working Class Hero şarkısıyla yer aldı. (rockturk.com)

    Sözler

    Wake Me Up When September Ends (Türkçe Çeviri)

     

    Summer has come and passed
    Yaz geldi ve geçti

    the innocent can never last
    masumiyet asla devam edemez

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiği zaman beni uyandır

    Like my father’s come to pass
    Benim babamın geçip gittiği gibi

    seven years has gone so fast
    yedi yaşıma kadar herşey çok hızlı geçti

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiği zaman beni uyandır

    Here comes the rain again
    İşte yağmur tekrar geliyor

    falling from the stars
    yıldızlardan düşerek

    drenched in my pain again
    Ağrılarımı tekrar ıslatarak

    becoming who we are
    kendimi buluyorum

    As my memory rests
    Hatıralarda dinlenirken

    but never forgets what I lost
    fakat asla kaybettiğimi unutmuyorum

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiği zaman beni uyandır

    Summer has come and passed
    Yaz geldi ve geçti

    the innocent can never last
    masumiyet asla devem etmez

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiği zaman beni uyandır

    Ring out the bells again
    Ziller tekrar çaldı

    like we did when spring began
    bahar başladığında yaptığımız gibi

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiğinde beni uyandır

    Here comes the rain again
    İşte yağmur tekrar geliyor

    falling from the stars
    yıldızlardan düşerek

    drenched in my pain again
    Ağrılarımı tekrar ıslatarak

    becoming who we are
    kendimi buluyorum

    As my memory rests
    hatıralarda dinlenirken

    but never forgets what I lost
    fakat asla kaybettiğimi unutmuyorum

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiğinde beni uyandır

    Summer has come and passed
    Yaz geldi ve geçti

    the innocent can never last
    masumiyet asla devam edemez

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiğinde beni uyandır

    Like my father’s come to passed
    Benim babamın geçip gittiği gibi

    twenty years has gone so fast
    yirmi yaş çok hızlı geçti

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiğinde beni uyandır

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiğinde beni uyandır

    Wake me up when september ends
    Eylül bittiğinde beni uyandır

    Grubun Resmi Web Adresi: http://www.greenday.com

    Manşet Video’ da bu hafta Kazım Koyuncu (Saygı ve özlemle) – Ey Mustafa

    17 Ağustos 2009 Yazan nothing  
    Kategori GENEL, Manşet Video, Müzik

    kazim Manşet Video da bu hafta Kazım Koyuncu (Saygı ve özlemle)   Ey Mustafa

     

    İçim sızlıyor şunları yazarken. Kardeşim gideli uzun zaman olmuş, özlüyorum. Bu hafta Manşet Video’ da sizlerle Kazım Koyuncu’ nun yorumuyla Ey Mustafa’ yı paylaşıyoruz. Videodaki notta son KATÜ konserinden olduğu yazıyor, kanserle mücadele içinde olduğu bir zaman. Bakın haline, tüm yüreğiyle okuyor. Türkü de o kadar içten yakılmış ki, daha duyduğunuzda aklınız havalanıyor. Haykırış gibi… İyi seyirler

     

     

    Kimdir ?

    1972 yılında Hopa’ da doğdu. 1989′da üniversite için İstanbul’a geldi, İstanbul Üniversitesi. S.B.F.’yi terk etti. 1992′de Dinmeyen adlı müzik grubunu Ali Elver’le kurdu. Grup 1996 yılında ‘Sisler Bulvarı’albümünü çıkardı ve dağıldı. 1993 yılında Mehmedali Barış Beşli ile birlikte Türkiye’nin ve Dünyanın ilk ve tek Lazca rock müzik yapan grubunu kurdu. Grup 1995′te Va Mişkunan, 1998′de İgzas, yine 1998′de Bruksel Live Konser Albümü (çoğaltılmamak üzere s 130 adet basıldı) ve bir kısmı Avrupa’da olmak 200′ü aşkın konser ile dinleyici karşısına çıktı. Grup 1999′da dağıldı. 2000 yılında yayın ‘Salkım Söğüt 2′ projesinde 3 şarkıyla yer aldı. Sanatçı 2003 yılında Viya ve 2004 yılında çıkardığı Hayde albümleriyle sevenlerinin gönlünde taht kurdu.
    1972 – Hopa’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Hopa’da tamamladı.
    1989 – İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi.
    1990 – Çağdaş Sanat Atölyesinde çalışmaya başladı.
    1991 – Ali Elver ile birlikte Dinmeyen müzik topluluğunu kurdu. Aynı yıl Çağdaş Oyuncuların sahneye koyduğu ”Faşizmin korku ve sefaleti” adlı oyunun müziklerini yaptı.
    1993 – Mehmedali Barış Beşli ile Dünyanın ilk ve tek Laz rock toplulugu ”Zuğaşi Berepe”yi kurdu.
    1995 – Zuğaşi Berepe ”Va mişk´unan”
    1996 – Dinmeyen ”Sisler Bulvarı”
    1998 – Zuğaşi Berepe ”Brüxel Live” ve ”İgzas”
    2000 – ”Salkım Söğüt 2” adlı ortak çalışma
    2001 – İlk solo albüm ”Viya”
    2002 – Gülbeyaz dizi müzikleri
    2003 – Kemal Sahir Gürel ile birlikte ”Sultan Makamı” dizi müzikleri
    2004 – İkinci solo albüm ”Hayde”

    Manşet Video’ da bu hafta – Gafil Gezme Şaşkın Türkü Düzenlemesi (Erdal Tuğcular)

    10 Ağustos 2009 Yazan nothing  
    Kategori GENEL, Manşet Video, Müzik

    armoni Manşet Video da bu hafta   Gafil Gezme Şaşkın Türkü Düzenlemesi (Erdal Tuğcular)

    Manşet Video’ da bu hafta sizlerler Erdal Tuğcular’ ın türkü düzenlemesi Gafil Gezme Şaşkın‘ ı paylaşıyoruz. Eseri Gazi Üniversitesi öğretim elemanlarından oluşan Armoni Kuartet (Armoni Dörtlüsü) seslendiriyor. İyi seyirler.

     

    Manşet Video’ da bu hafta Erkan Oğur & Cihat Aşkın – Selanik Türküsü

    30 Temmuz 2009 Yazan nothing  
    Kategori GENEL, Manşet Video, Müzik

    erkancihat Manşet Video da bu hafta Erkan Oğur & Cihat Aşkın   Selanik Türküsü

    Bu hafta manşet video bölümünde müziğiyle benim için ayrı bir yeri olan Erkan Oğur ve Cihat Aşkın’ ın Aya İrini’ deki konserlerinden Selanik Türküsü’ nü dinleyeceğiz. İki usta müzisyen bu harika konser mekan

    ında unutulmaz bir an yakalamışlar. Öneriyoruz…

    Manşet Video – Astor Piazzolla – Libertango (Feat. Yo-Yo Ma)

    23 Temmuz 2009 Yazan nothing  
    Kategori GENEL, Manşet Video, Müzik

    astor Manşet Video   Astor Piazzolla   Libertango (Feat. Yo Yo Ma)Bu hafta ikinci olarak sizlerle Manşet Video bölümünde New Tango‘ nun üstadı Astor Piazzolla‘ nın başyapıtlarından biri olan Libertango‘ yu paylaşıyoruz. Kayıtta Astor Piazzolla’ ya ünlü çellist Yo-Yo Ma eşlik ediyor. Ölümsüz bir eser, öneriyoruz…

    Kimdir?

    Astor Pantaleón Piazzolla, Arjantin’li bandoneoncu, Tango Nuevo’nun kurucusu. 11 Mart 1921′de Buenos Aires’e 400 km. uzaklıkta Atlantik sahilinde bir sayfiye yeri olan Mar del Plata’da doğdu, 4 Temmuz 1992′de Buenos Aires’te öldü.

    İki yaşındayken ailesi New York’a yerleşti, 1937′ye kadar ABD’de yaşadı. Annesi terzi, babası berberdi. Mahalle arkadaşı Rocky Marciano daha sonra dünya ağır sıklet boks şampiyonu olacak, bir grup arkadaşı Kaliforniya’da Alcadraz’da, bir kısmı New York’ta Sing-Sing’de oturmak zorunda (!) kalacaktı. Ama o kendini müziğiyle kurtardı. 10 yaşındayken tango orkestralarının önemli çalgısı bandoneonu ustaca çalışıyla ün kazandı, 1934′te tango şarkıcılarının kralı sayılan Carlos Gardel ile çalmaya başladı. Piazzolla bestelediği oda müzikleri, senfoniler, bale müzikleri ve tangolarında kendine özgü stiline her zaman sadık kaldı.

    1954′te eğitim için bursla Paris’e gitti, ünlü Fransız eğitmen Nadia Boulanger’den ders aldı ve Gerry Mulligan ile de orada tanıştı. Bir yıl sonra Arjantin’e döndü, tangoyu monotonluktan kurtarmak için bir sekizli kurdu ve kendi tango stilini kabul ettirmeyi başardı. O günlerin en ünlü iki tango topluluğu için 200′den fazla parça düzenledi ve Buenos Aires Üniversitesi’nde konser veren ilk tango müzisyeni oldu. Kısa zaman sonra tiyatro toplulukları, film ve plak şirketlerinden beste siparişleri almaya başladı. Paris Opera Orkestrası Yaylı Çalgılar Topluluğu ve La Scala Opera Orkestrası müzisyenleriyle konserler verdi, 100′den fazla kayıt yaptı. Dünyanın en ünlü senfoni orkestraları onun bandoneon konçertolarını yorumladı. (wikipedia)

    Manşet Video’ da Bu Hafta Erkan Oğur – Eksiklik Kendi Özümde (Şah Hatayi)

    19 Temmuz 2009 Yazan nothing  
    Kategori GENEL, Manşet Video, Müzik

    erkan Manşet Video da Bu Hafta Erkan Oğur   Eksiklik Kendi Özümde (Şah Hatayi)Haftada bir, ya da daha fazlada olabilir, beğendiğimiz sanatçıların eserlerini Manşet Video bölümünde sizle paylaşacağız. Önerilerinizi ve yorumlarınızı bize iletin, belirleyici olabilirsiniz. Bu hafta Erkan Oğur’ un ağzından Şah Hatayi’ nin bir değişi olan Eksiklik Kendi Özümde’ yi paylaşıyoruz. İç sularınıza yelken açtıracak kadar usta bir deyiş. İyi seyirler…