Lost Songs of Anatolia – Anadolunun Kayıp Şarkıları
26 Aralık 2009 Yazan AghaRTA
Kategori Dizi-Sinema, GENEL, Müzik
Antik kültürleri, imparatorlukları, mitolojileri ve yaşanmış görkemiyle dünyada eşi benzeri olmayan Anadolu’nun 10 binyılı aşan bir geçmişten kalma egzotik mekanları ve insanları arasında yaşanan bir müzikal yolculuk.
Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, bir müzikal-balgesel olarak belki de türünün ilk örneği: Anadolu halkının kendi mekanında ve provasız kaydedilen otantik performansları, 20 benzersiz şarkı halinde yeniden düzenlenirken bazıları ise orijinal halinde bırakıldı.
Bu yolculuk, müzik ve kültürün nasıl olup da hayat, coğrafya ve çalışma ortamından türediğini gözler önüne sererken, Anadolu’nun zengin kültürleri de müzik, dans ve ritüeller temelinde keşfediliyor. Bu insanları saran ve yaşam biçimlerini etkileyen büyüleyici çevre de filmin şiirsel anlatımına katkıda bulunuyor.
Nezih ÜNEN’in film hakkında söyledikleri:
Filme başladığımız gün ekibime “Bir senaryomuz yok, Anadolu yazacak, biz de çekeceğiz” demiştim. Öyle de oldu! Antik uygarlıklardan kalma bu yorgun ve yıpranmış kültürler diyarında bu filmi çekme tarzım her şeyin kendiliğinden gelişmesine izin vermek ve insanların hikayelerini şarkılar, ritüeller ve danslarla anlatmasına yardım etmekti.
Anadolu’da yaşadığım yolculuk bana çok değerli bir sanatsal kaynak sağlamakla kalmadı, sahip olduğumuz zenginliğin sandığımdan da fazla olduğunu gösterdi. Yapacak çok iş vardı ve bu işleri yapmak için büyük bir heyecan ve heves duyuyordum. Bu filmin yönetmenliğine girişmeden önce uzun yıllar müzik yapmış biri olarak hep Anadolu kültürlerinin yeni müzik tarzları yaratmak için büyük bir potansiyal taşıdığını düşünmüşümdür. O yüzden ilk amacım, Anadolu insanlarının otantik icralarından yola çıkarak türünün ilk örneği bir sinema filmi yapmaktı. Bu film bir müzikal olacak, ancak malzemesini bir hikayeden değil, gerçeklerden alacaktı.
Dünyaya ilan edilmesi gereken bir gurur vardı. Sanat ve popüler kültür alanında yıllarca bizi kendine hayran bırakan batı kültürüne, bizim de söyleyecek bir sözümüz vardı.
10.000 yıllık bir tarihten gelen, popüler kültürün bilmediği son büyük uygarlık!
Batılı değerlerin yükselişiyle ve küreselleşmenin telaşında unutulmaya yüz tutmuş bu topraklar aslında çarpık gelişmenin açtığı yaraları iyileştirmeye, soruların cevaplarını vermeye çoktan hazırdı. Anadolu bize ihtiyacımız olan tüm sevgi, takdir ve onuru kazandıracak kadar zengindi ama biz bu zenginliği hak etmeliydik!
Hak etmek için ise fazla birşey istemiyordu bizden. Ona ne verirsek bize fazlası ile vermeye hazırdı.
Sevgi, takdir ve onur!
Bursa’da doğdu ve 18 yaşında üniversite eğitimi için İstanbul’a taşınana kadar burada yaşadı. Okul yıllarında müzik ve fotoğrafla yakından ilgilendi. Boğaziçi Üniversitesi’nde mühendislik okurken çeşitli fotoğraf sergilerinde yer aldı ve aynı zamanda müzik ve tiyatro çalışmalarında bulundu.
Mezuniyet sonrası, yaşamını müzikle kazanmaya karar verdi. Belli bir türde uzmanlaşmak yerine daima yeni fikirler yaratmaya ilgi duydu. Çalışmalarının ortak noktası, farklı müzik tür ve kültürlerini kendine özgü biçimde birleştirmekti.
Besteci, yapımcı, aranjör ve yorumcu olarak geçen 20 yıllık müzik kariyerinde çeşitli video klipler ve film müzikleri yapma fırsatı da buldu. Bu deneyimlerden aldığı cesaretle ilk filmi “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” na başladı.
















Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!